(...)
Ünlü konuşmacılarımız nerde peki,
Neden her zamanki gibi söylev çekmiyorlar?
Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
Onlar pek aldırmazmış güzel sözlere.
Nedir bu beklenmedik şaşkınlık, bu kargaşa?
(nasıl da asıldı yüzü herkesin!)
Neden böyle hızla boşalıyor sokaklarla alanlar,
Neden herkes dalgın dönüyor evine?
Çünkü hava karardı, barbarlar gelmedi.
Ve sınır boyundan dönen habercilere göre,
Barbarlar diye kimseler yokmuş artık.
Peki, biz ne yapacağız şimdi barbarlar olmadan?
Bir çeşit çözümdü onlar sorunlarımıza.
Konstantinos Kavafis
21 Şubat 2011 Pazartesi
18 Şubat 2011 Cuma
15 Şubat 2011 Salı
Zımbalanmış el yazısı
Bütün sesleri duymak, sahiplerini görmek ve tüm yazılanları okumak..
Yazıldığı zamanda üstüne düşünülmeyecek hikayeler var.
Bambaşka bir çatlak ararken içinden geçebileceğim, yeni bir dosyada bazı sayfalar biriktiriyorum. Onları doğru yorumlayabilmek için benden büyük olanların sözlerine ihtiyacım var. Sonrasında bizim planımızı benim ortaya koyma zamanım gelecek..
İnsanlar konuşurken, kıkırdıyorlar. Bir iskoç müziği geliyor. İsmini yeni koydukları bir ülkenin milli marşıymış. Renkli dalgalı etekleri olan insanlar dans ediyorlar. Bir kız dans ettiğini unuttuğu anda resim donuyor.
Dans ederken şarkıya eşlik edip etmediğini bilmiyoruz.
Yazıldığı zamanda üstüne düşünülmeyecek hikayeler var.
Bambaşka bir çatlak ararken içinden geçebileceğim, yeni bir dosyada bazı sayfalar biriktiriyorum. Onları doğru yorumlayabilmek için benden büyük olanların sözlerine ihtiyacım var. Sonrasında bizim planımızı benim ortaya koyma zamanım gelecek..
İnsanlar konuşurken, kıkırdıyorlar. Bir iskoç müziği geliyor. İsmini yeni koydukları bir ülkenin milli marşıymış. Renkli dalgalı etekleri olan insanlar dans ediyorlar. Bir kız dans ettiğini unuttuğu anda resim donuyor.
Dans ederken şarkıya eşlik edip etmediğini bilmiyoruz.
30 Aralık 2010 Perşembe
Kış vagonu
Şimdi ben burada oturuyorum ya insanlar da konuşuyor. Sigara içiyorlar.
Tarifini bilmediğimiz bir sırrı var burada çayın. O sırrı bilsek muhtemelen bir daha yüzüne bakmayız. Hep öyle yapmıyor muyuz zaten?
Şimdi buraya en basit ve sıradan cümlelerle tüm gerçeği yazmak isterdim. Ama ne yazık ki o kadar cesur değilim.
Tarifini bilmediğimiz bir sırrı var burada çayın. O sırrı bilsek muhtemelen bir daha yüzüne bakmayız. Hep öyle yapmıyor muyuz zaten?
Şimdi buraya en basit ve sıradan cümlelerle tüm gerçeği yazmak isterdim. Ama ne yazık ki o kadar cesur değilim.
22 Aralık 2010 Çarşamba
olur böyle zaman zaman
Bak bunlar tam olarak patlayacak.
Sen de bana maruz kalacaksın.
Çirkin belirtileri olan mükemmelliyetçilikten kaynaklanan aptallığa..
Şimdi seni yalnızlığınla başbaşa bırakıp tiyatro tiradları okuyacağım..
Bir de şu var.
Seninle içimden konuşmayı çok seviyorum belki senden bile fazla.
Ee ne de olsa ilk aşkım sayılırsın.
Sen de bana maruz kalacaksın.
Çirkin belirtileri olan mükemmelliyetçilikten kaynaklanan aptallığa..
Şimdi seni yalnızlığınla başbaşa bırakıp tiyatro tiradları okuyacağım..
Bir de şu var.
Seninle içimden konuşmayı çok seviyorum belki senden bile fazla.
Ee ne de olsa ilk aşkım sayılırsın.
18 Aralık 2010 Cumartesi
Bahar türküsü - Bülent Ortaçgil
Bahar geldi
Kendimi seçtim
Kuşlar uçtu
Kendimi aştım
Seni ben yanımda bulunca
Değiştim güzelleştim
Söz etsen yüzüm gülse
Gel desen
Yağmur yağdı
İçim temizlendi
Toprak koktu
İçim renklendi
Seni ben yanımda bulunca
Her şeyim çiçeklendi
Ses etsen yüzüm gülse
Gel desen
Kendimi seçtim
Kuşlar uçtu
Kendimi aştım
Seni ben yanımda bulunca
Değiştim güzelleştim
Söz etsen yüzüm gülse
Gel desen
Yağmur yağdı
İçim temizlendi
Toprak koktu
İçim renklendi
Seni ben yanımda bulunca
Her şeyim çiçeklendi
Ses etsen yüzüm gülse
Gel desen
16 Aralık 2010 Perşembe
telefon sayfaları kopmuş 2011
Bugün çok uzun saatler önce başladı. 24 saat geçti ama gün bitmedi. İçinde tüm zamanların duygularını taşıyor. Yeniden vücudumdaki kimyasal oranı belli bir değerin üstüne çıkınca, burada durmamı sağlayan birbirinden kopuk tüm parçalar kendini aynı resmin çocukları zannetti. Hala da zannediyor. İşin kaçınılmaz gerçekliği tabii ki en yetersiz olanlar. Kelimeler... Hissettiklerimizin ifadesi mi yoksa kısıtlayıcı çizgileri mi? Bunları konuştuk ve daha bir dolu şey. Rolleri değiştik. Dudaklarımızın bir kısmı kelimeleri upuzun cümleler yapıyor, bir kısmı gülüyordu. Her şeyin güzel sonuçlar doğurmasını bekliyoruz. Aciz bir umut etme hissi değil bu.. Hak etmek hem de tüm dillerdeki karşılığıyla..
Gün hala devam ediyor. Bir kaç saat de olsa uyursam uyandığımda her şeyi unutmaktan korkuyorum. Gözüme uyku girmiyor. Oysa öyle hasret kaldık ki birbirimize..
Gün hala devam ediyor. Bir kaç saat de olsa uyursam uyandığımda her şeyi unutmaktan korkuyorum. Gözüme uyku girmiyor. Oysa öyle hasret kaldık ki birbirimize..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
