Sevgili Blog,
Böyle zamanlarda çok kafam karışıyor.
Dört tane gölge vardı, her biri adını karanlık bir sudan gelen damlalarla yazıyordu. Altında sırılsıklam kalakaldım. İnsanlar devam ederken ben onların kalanlarını düşünüyordum. Yepyeni yüzleri eski bedenlerde gördüm.
Ağlarken gördüğümde çok şaşırdığım insanlar var. Gözyaşları bile mavi olan insanlar. Hiç tahmin etmezsiniz, aslında edemezsiniz. Onun yanında bambaşka sözleri benimseyenler. Ben bunu becerebilir miyim? Bu kadar sesin arasında kendimde kalabilir miyim?
Ben aslında sakin bir insanım.
İşte yarım yamalak anlatmaya çalıştığım cümlelere geldik. Zaman, sadece bu saydamlığı kendime saklamamı sağladı. Yoksa değişen bir şey yok. Rahat ol. O hep burada.
Bu şarkıyı yeni duymama rağmen gelenleri hızlandırmasına şaşırıyorum. Bu gece ile aynı. Ellerimi başımın arkasında kenetleyerek rol yapıyorum. Sanırım bunlardan bahsediyor bu şarkı. Emin değilim.
Bugün evim şarkı söyleyecek.
Görüşmek üzere. Öpüyorum seni.
27 Ekim 2010 Çarşamba
20 Ekim 2010 Çarşamba
Ne zaman?
Bu resme baktığım zaman midem bulanıyor. Saatlerce uyumaya çalışıp uyuyamadıktan sonra başlayan mide bulantısı gibi. İçimdeki mikroplar insanlara bulaşmasın diye bunu eldivenlerimle yazıyorum. Bir de şunu biliyorum ki ben ne yaparsam ve ne düşünürsem düşüneyim, hep işin arkasında kalan, görmek istemediğim için görmeyeceğim bir yüz var. Yani aslında unutmak yoktur, kimse için hem de. Sadece artık o tarafa bakmıyoruz. Baksak her şey başladığı yere dönmek için düzensizliğe doğru evrilen bir reaksiyona girecek. Doğanın kanunuysa bu, ben ne yapabilirim.
Ben sadece sıradan bir insanım.
Ben sadece sıradan bir insanım.
0414
Neler döndüğünü biliyorsun.
İstediğin kadar bağır.
Nasıl olsa kimse duymayacak.
Bu yeni görüntüne hala alışamadım. Bana hiçbir şey hatırlatmıyor. Bu saatlerde biraz daha hissedebiliyorum ve aklıma hep aynı şeyler geliyor. İçimden döne döne geçerken sabah, güzel mavili raylara binmiştim. O zamanlarda o kadar sıkıcıydım ki o günü hiç unutamıyorum. Gerçi kendi içinde saklı bir güzeliği vardı. Şimdi onun bir daha gelmeyeceğini biliyorum. O kadar çok yeni var ki etrafında, ben artık bir rafa doğru gidiyorum. Orada bir kitap duruyor. Yanında da kırmızı yapraklı kuşlar ve bir yıl.
Şimdi gidiyorum.
Ama kime diyorum ki zaten?
İstediğin kadar bağır.
Nasıl olsa kimse duymayacak.
Bu yeni görüntüne hala alışamadım. Bana hiçbir şey hatırlatmıyor. Bu saatlerde biraz daha hissedebiliyorum ve aklıma hep aynı şeyler geliyor. İçimden döne döne geçerken sabah, güzel mavili raylara binmiştim. O zamanlarda o kadar sıkıcıydım ki o günü hiç unutamıyorum. Gerçi kendi içinde saklı bir güzeliği vardı. Şimdi onun bir daha gelmeyeceğini biliyorum. O kadar çok yeni var ki etrafında, ben artık bir rafa doğru gidiyorum. Orada bir kitap duruyor. Yanında da kırmızı yapraklı kuşlar ve bir yıl.
Şimdi gidiyorum.
Ama kime diyorum ki zaten?
16 Ekim 2010 Cumartesi
Yeni Düzen
Bu maksimum beş satırlık yazılardan çok sıkıldım. İnanılmaz bir ağırlık yerleşmiş onu kaldırmadan uzatamıyorum.
Yine öksürmeye başladım.
Biraz irade.
Yine öksürmeye başladım.
Biraz irade.
15 Ekim 2010 Cuma
eski bir zamanda yer değiştirirken..
Bazı şeyleri bilmiyorken hayat çok güzel, insanlar da. Yere göğe sığdıramıyorsun birini sonra görüyorsun ki çoğu şey arkandan çevrilen oyunlardan ibaret.
Yok yok zaten güvenmiyordun ama şimdi eminsin ki, herkes yalan söyler ve herkes önce kendini düşünür.
Yok yok zaten güvenmiyordun ama şimdi eminsin ki, herkes yalan söyler ve herkes önce kendini düşünür.
14 Ekim 2010 Perşembe
12 Ekim 2010 Salı
Bir zamanlar
Elimde bir su şişesi "Ateşe baca laaazım.. Kitaba hoca laazım.." diye bağırarak sınıf karelerinin ortasında şarkılar söylerdim. Daha demin çok farklı bir kare sandalyede oturup eski kelimeleri herkesler duysun diye sıraya koyarken aklıma geldi de çok tuhaf şeyler düşündüm. Bilemedim.
Biri bana söylesin!
Ne değişti ki?
Biri bana söylesin!
Ne değişti ki?
9 Ekim 2010 Cumartesi
kışkış
Buraya aynı eski şarkıları yazmak istiyorum. Aklıma geçen yazın sonu geliyor. Başlangıç zamanı. İçinden ölü çocuklar topladığımız bir canlılık var üzerimde şu an. Ölümün kurtarışına tanıklık etmek bu. Önceden beni kaldırmış insanların dürüstlüğünü görüyorum ve bu durum beni inanılmaz derecede mutlu ediyor. Sadece kendimi düşünmek zorunda olduğum mutsuzluk zamanlarının götürülerini şimdi geri getiriyorum. Teşekkürü borç bildiğim bazı insanlar var. Ama bunu onlara söyleyemem. Zira korkuyorum. Belki o zaman giderler. Ve ben inanılmaz bir sahiplenme duygusu içerisindeyim.
Çok seviyorum ya ondandır belki de.
Çok seviyorum ya ondandır belki de.
4 Ekim 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
