Ocak: Kısa saçlar ve tatlı özlem.
Şubat: Uzun sürmüş bir tezin sunumu.
Mart: İş aramacalar, otobüs biletleri, küçük oteller, kolay halledilen işlerim güçlerim.
Nisan: Uzun sürmüş bir özlemin bitişi.
Mayıs: Yalanlar, arkadan çevrilen işler, kurgusallığın cana kana gelmesi.
Haziran: Gezi.
Temmuz: Yer yer kasvetli otobüs durakları, Karaköy vapuru tostu, öğretmencilik, kopuş, değişim.
Ağustos: Uzun sürmüş bir ilişkinin bitişi.
Eylül: Öfke ve pazarlık.
Ekim: Durulma.
Kasım: Tez yazmak hiç bu kadar yorucu olmamıştı.
Aralık: Gelecek ve yenilik.
Başındaki insanla sonundaki insanı tanıyamadığım bir yıl geçirdik. Öğrenmişlik belki. Ama durup da "Sen nerede oldun?" derlerse "2013" şu ana kadar olan zaman düşünüldüğünde en makul cevabım olacak. Hiç değişmez cümlelerimin değişebileceğini yüzüme yüzüme vurmuş olması bir yana 10 yıl sonra nerede olacağımın temellerini atmış olması bir yana.
Sevgili 2013,
Seni hiç unutmayacağım.
h.
31 Aralık 2013 Salı
22 Aralık 2013 Pazar
yine bir yeni yıl öncesi
"Kaybedenler Kulubü" yeni izlendiğinden müzikleri dönüp duruyor üzerinde uyuduğumuz masada.
Uyanmıyoruz, bir çok kere dönüyor şarkılar.
Uyanmıyoruz, bir çok kere dönüyor şarkılar.
20 Aralık 2013 Cuma
villa
O zamanlar bu iki kişilik metrekarede tek başımaydım. Odanın tüm yorganlarını zemine indirmiştim. Tüm alanı kaplamıyor olsalar da yuvarlanmalarımla çıplaklığa sürüklenmememi sağlayacak kadar büyük bir yer işgal etmişlerdi. Kahin kadın sayfaları açılmıştı yerde. Kusacak gibi olduğum zaman onları dolduruyordum. Tanımadığım insanlar geziyordu yanımda. Gezmekten ziyade beden kıvrımlarımda benimle birlikte hareket ediyorlardı zeminde.
Uzunca bir zaman yazdım. Seyrekleştiler artık. Yazı stilim bile seyrekleşmiş.
Zannediyorum kendime verdiğim sözü tutamayacağım zira o defter hiç bitmeyecek. Üçte biri bile dolu değil hala. Halbuki ben bir ömür dolduracak kadar yaşamış gibi hissediyorum. Demek ki doğrular ve yanlışlar duygularla oturmuyor yerine. Zamanla oturuyor.
Döndürüp döndürüp durduğum bir sahne var. Yerine geleceğini biliyorum.
Gecenin içinde karanlık koridorda kocaman bir kedi buldum. Ellerim uyuşuyordu gerginlikten. Çok nadir içimden gelir, gidip sevmeye çalıştım hayvanı. Biraz okşadıktan sonra onu, uyarır gibi irkilircesine hırladı bana, aldırmadım. Sonrasında uzunca kırmızı bir çizgi ile elimde odama döndüm. Sevmek istediğimden değildi zaten. Muhtemelen anlamıştır. Sevgi değil ama sevgisizlik kolayca hissediliyor.
Uzunca bir zaman yazdım. Seyrekleştiler artık. Yazı stilim bile seyrekleşmiş.
Zannediyorum kendime verdiğim sözü tutamayacağım zira o defter hiç bitmeyecek. Üçte biri bile dolu değil hala. Halbuki ben bir ömür dolduracak kadar yaşamış gibi hissediyorum. Demek ki doğrular ve yanlışlar duygularla oturmuyor yerine. Zamanla oturuyor.
Döndürüp döndürüp durduğum bir sahne var. Yerine geleceğini biliyorum.
Gecenin içinde karanlık koridorda kocaman bir kedi buldum. Ellerim uyuşuyordu gerginlikten. Çok nadir içimden gelir, gidip sevmeye çalıştım hayvanı. Biraz okşadıktan sonra onu, uyarır gibi irkilircesine hırladı bana, aldırmadım. Sonrasında uzunca kırmızı bir çizgi ile elimde odama döndüm. Sevmek istediğimden değildi zaten. Muhtemelen anlamıştır. Sevgi değil ama sevgisizlik kolayca hissediliyor.
19 Aralık 2013 Perşembe
Lemon Citron
Ben yazın çok ağlamıştım ya sen de beni güldürmek için bana şeker alıp getirmiştin o merdivenlerin başından. Mor renkli bir bantla çerçeveleyip ambalajını masama yapıştırmıştım. Yanında da gözlükleri burnuna düşmüş kırmızılı bir kadın duruyordu.
O yazın üstünden sonbahar geçti, kış geldi.
Mevsimler geçerken insanlar da geçiyor, o geçmişteki kim tanımıyorlar.
En azından ben bir zamanlar kim olduğumu hiç bilmiyorum.
İşin keyfi budur belki de.
O yazın üstünden sonbahar geçti, kış geldi.
Mevsimler geçerken insanlar da geçiyor, o geçmişteki kim tanımıyorlar.
En azından ben bir zamanlar kim olduğumu hiç bilmiyorum.
İşin keyfi budur belki de.
12 Aralık 2013 Perşembe
Aynı yurt başka göz
Soğuğa inat koynunda uyuyorum.
Şimdilik iyi ki geldin.
Sonrası artık "an"a bağlı.
Zaman beni değiştirmiş,
Sonsuzluk yokmuş.
O seviş hali kalıyormuş ya gerçekçilik bozmuyormuş rengini.
Hayal etmek sonsuzlukmuş,
İnanmak değil.
Soğuğa inat koynunda uyuyorum.
Seni düşünüyorum sakın korkma.
Aynı yere sadece tek bir şey koyabilirim.
Şimdilik iyi ki geldin.
Sonrası artık "an"a bağlı.
Zaman beni değiştirmiş,
Sonsuzluk yokmuş.
O seviş hali kalıyormuş ya gerçekçilik bozmuyormuş rengini.
Hayal etmek sonsuzlukmuş,
İnanmak değil.
Soğuğa inat koynunda uyuyorum.
Seni düşünüyorum sakın korkma.
Aynı yere sadece tek bir şey koyabilirim.
2 Aralık 2013 Pazartesi
belki de yanlış bir leyla
Bazen diyorum keşke o ders dışı iş dışı tatlı uğraşılarımı yarım bırakmasaydım biraz daha koşsaydım peşlerinden biraz da asılsaydım, beraber çalıştığım insanlara pek de takılmadan kendimi biraz daha ifade etmeye çalışsaydım diye.
Tiyatroyu da müziği de o ya da şu nedenlerden yarım bıraktım gibi oldu. Masamda duran enstrümanımı da beraber çaldığım insanlar olmadan ya da dünyanın parasını vermeden derslerine elime almıyorum.
Önümüzdeki döneme planlar yapıyorum ya hani biraz daha kendime dair. Onları gerçekleştireceğime dair okkalı bir söz veriyorum kendime. Şarkılar çalıp dans etmeliyim. Oturduğum yerden hayat enerjime dair atıp tutmakla bir yere varılmıyor. Kendi etrafımda döndüğümde yere paralel açılan etekler varsa şu hayatta dans etmek için ayağa kalkmak lazım. Yaptığın işin dışındaki mutluluklar bırak seni hayata biraz daha sıkı sıkıya bağlasın. Ne nefesini ne de dilini körelt.
Görmemek en hazin şey.
Tiyatroyu da müziği de o ya da şu nedenlerden yarım bıraktım gibi oldu. Masamda duran enstrümanımı da beraber çaldığım insanlar olmadan ya da dünyanın parasını vermeden derslerine elime almıyorum.
Önümüzdeki döneme planlar yapıyorum ya hani biraz daha kendime dair. Onları gerçekleştireceğime dair okkalı bir söz veriyorum kendime. Şarkılar çalıp dans etmeliyim. Oturduğum yerden hayat enerjime dair atıp tutmakla bir yere varılmıyor. Kendi etrafımda döndüğümde yere paralel açılan etekler varsa şu hayatta dans etmek için ayağa kalkmak lazım. Yaptığın işin dışındaki mutluluklar bırak seni hayata biraz daha sıkı sıkıya bağlasın. Ne nefesini ne de dilini körelt.
Görmemek en hazin şey.
Şiir okuyan kaç kişi kaldık?
Bilerek isteyerek aynı yola yürümek gibi bir şey bu.
O kenarından kıvrılarak geçtiği çizgilerin sınırlarını algılama gücünü arttıran yöntemleri varmış artık. Durduğu yerin rengini anlamak için ayaklarıyla zemini kontrol ederek bir yokluyor. Yeterince sağlam olup olmadığını tartmak istediğinden değil, bunu yapabildiğini bildiğinden daha çok. Zemin onu başka zamanlara götürebilecek gibi değil. Biraz kenarını köşesini boyayıp, iki şiir yazsa olabilir ama.
Heykel manzaralı ilk baharımsı gökte iki şiir.
Aylarla ve sayılarla bezenmiş bir sayfanın üstünde sanki yazılması gereken en son şey şiirmiş gibi ama o karmançorman dizeler karalamış, sırıtmamışlar. Şekli yok, kafiyesi yok. Gelişigüzel bir duygu akışına kapılarak en olmadık zamanlarda çıkmışlar. Nasıl doğduklarını zemini bir yoklayarak kontrol etmeyi biliyor olsaydı şu an biraz daha güvenli ama aynı şekilde üzgün olacaktı.
"Sahi geldiği hızla mı sarardı geriye zaman?"
Zeminden gelen sesler ona şu an bir uyarı yapıyor. İçine zamanı katıyor, süslü cümleleri, alışılmışlıkları, o bir kere çizildikten sonra değiştirilmeyen nesneleri.
"Bir daha girecek misin?" diye soruyor. Göz ucuyla bakmaktan kaçınmasa içi kaynayabilir diye ödü kopuyor. "Neden?" diye düşünürken zeminden sesler duyuyor.
"Tutmak için kenarından köşesini,
Gülüşünden geçmişini."
O kenarından kıvrılarak geçtiği çizgilerin sınırlarını algılama gücünü arttıran yöntemleri varmış artık. Durduğu yerin rengini anlamak için ayaklarıyla zemini kontrol ederek bir yokluyor. Yeterince sağlam olup olmadığını tartmak istediğinden değil, bunu yapabildiğini bildiğinden daha çok. Zemin onu başka zamanlara götürebilecek gibi değil. Biraz kenarını köşesini boyayıp, iki şiir yazsa olabilir ama.
Heykel manzaralı ilk baharımsı gökte iki şiir.
Aylarla ve sayılarla bezenmiş bir sayfanın üstünde sanki yazılması gereken en son şey şiirmiş gibi ama o karmançorman dizeler karalamış, sırıtmamışlar. Şekli yok, kafiyesi yok. Gelişigüzel bir duygu akışına kapılarak en olmadık zamanlarda çıkmışlar. Nasıl doğduklarını zemini bir yoklayarak kontrol etmeyi biliyor olsaydı şu an biraz daha güvenli ama aynı şekilde üzgün olacaktı.
"Sahi geldiği hızla mı sarardı geriye zaman?"
Zeminden gelen sesler ona şu an bir uyarı yapıyor. İçine zamanı katıyor, süslü cümleleri, alışılmışlıkları, o bir kere çizildikten sonra değiştirilmeyen nesneleri.
"Bir daha girecek misin?" diye soruyor. Göz ucuyla bakmaktan kaçınmasa içi kaynayabilir diye ödü kopuyor. "Neden?" diye düşünürken zeminden sesler duyuyor.
"Tutmak için kenarından köşesini,
Gülüşünden geçmişini."
1 Aralık 2013 Pazar
bir pazar günü idi.
Annem bangır bangır bağırıyor.
Düşük hayat enerjim herkesi çıldırtıyor, kırıcı cümleler söyletiyor sivrilikleri gelip geçiyor içimden.
Tüm olan biteni biliyorum ama hala çok insani duygularım var yenik düştüğüm.
Attığım adımlar bir işe yarasa da yaramasa da tutulup kalıyorum, tam ortasına saplanıyorum.
Çalışınca oluyor evet ama çalışmıyorum, gelecek gözümü öyle korkutuyor ki gözlerimi kapatıp hiç açmamak istiyorum.
Bugün ölsem olur yani öyle bir gün.
Düşük hayat enerjim herkesi çıldırtıyor, kırıcı cümleler söyletiyor sivrilikleri gelip geçiyor içimden.
Tüm olan biteni biliyorum ama hala çok insani duygularım var yenik düştüğüm.
Attığım adımlar bir işe yarasa da yaramasa da tutulup kalıyorum, tam ortasına saplanıyorum.
Çalışınca oluyor evet ama çalışmıyorum, gelecek gözümü öyle korkutuyor ki gözlerimi kapatıp hiç açmamak istiyorum.
Bugün ölsem olur yani öyle bir gün.
16 Kasım 2013 Cumartesi
Kış gelince o masayı kaldırmışlar sokaktan. Yeşil cumbalar üzerine dökülemiyor artık. Her geçtiğimde göz ucu ile bakar, bazen hayal kurar, bazen gülümser, bazen tekrar aynı yerden vurulurdum.
Kış gelince o masayı kaldırmışlar sokaktan.
Kaldırmasalardı da her şeyin değişeceğine biraz da olsa inanmasaydım.
Kış gelince o masayı kaldırmışlar sokaktan.
Kaldırmasalardı da her şeyin değişeceğine biraz da olsa inanmasaydım.
15 Kasım 2013 Cuma
11 Kasım 2013 Pazartesi
Agricultural Biotechnology
Olması gereken hep buymuş gibi. Yerine koyulacak hiçbir şey bunca zaman hiç işlenmemiş, hiç tanımlanmamış, hiç düşünülmemiş gibi. Küçük çocuk hevesi, yeniliklerin en heyecanlı şeyler olması gibi.
Dün M. bana seni ilk tanıdığım zamanlardaki haline benziyorsun tekrar, son aylarında zaten çok panik ve tuhaftın ama benim tanıdığım sen bu idi işte dedi. Hiç değişmeyen o öze dönüş zannediyorum ki kaybedilmiyor. Her zamanki planlarım ve vermem gereken kararlar çok daha donuk hissediliyor ama gerçeği de bu sanırım. Bazı eski cümleleri tekrar okuduğum zaman yer yer saçma, yer yer çok çocukça buluyorum. Nasıl hissedildiğini unutmuş olmamdan belki de. İçini çok şık doldurduğum bazı kişisel tanımlarım çok sıradan ve bayağı geliyor. Demiştim ya bu kadar zamandır yaşananları başkası yaşamış gibi sanki.
Yine de işin en trajik kısmı unutulan mimikler oluyormuş.
Dün M. bana seni ilk tanıdığım zamanlardaki haline benziyorsun tekrar, son aylarında zaten çok panik ve tuhaftın ama benim tanıdığım sen bu idi işte dedi. Hiç değişmeyen o öze dönüş zannediyorum ki kaybedilmiyor. Her zamanki planlarım ve vermem gereken kararlar çok daha donuk hissediliyor ama gerçeği de bu sanırım. Bazı eski cümleleri tekrar okuduğum zaman yer yer saçma, yer yer çok çocukça buluyorum. Nasıl hissedildiğini unutmuş olmamdan belki de. İçini çok şık doldurduğum bazı kişisel tanımlarım çok sıradan ve bayağı geliyor. Demiştim ya bu kadar zamandır yaşananları başkası yaşamış gibi sanki.
Yine de işin en trajik kısmı unutulan mimikler oluyormuş.
10 Kasım 2013 Pazar
hayatımın en saçma dersine çalışmak zorunda kalıyorum
Saatlerce bakıyorum, daha önce göremediğim bir şey bulmak için. Sanki onu bulsam her şey anında çözülecekmiş gibi geliyor. Tam yüzümün karşısına yaklaştırıp kocaman yapıyorum. Baştan yazmaya çalışıyorum.
Sadece büyük bir boşluk var.
İçini hiçbir hikayeyle dolduramıyorum.
Zannediyorum kalıcı.
Gerçekliğinin boşluğa dönüşmesi olası olan mıydı,
Korkunç olan mı?
Sadece büyük bir boşluk var.
İçini hiçbir hikayeyle dolduramıyorum.
Zannediyorum kalıcı.
Gerçekliğinin boşluğa dönüşmesi olası olan mıydı,
Korkunç olan mı?
6 Kasım 2013 Çarşamba
thesecoloursdontrun
Her şey o kadar uzakta ki çocukluğumdan beri yaşadıklarımın tümünü bir başkası yaşamış gibi.
Belki tüm bunlar sadece sorumluluklarımdan kaçmak içindir. Bahaneler bulup bazı melodramatik cümlelere takılıp kalmam bundandır.
Bugün "iş" adına ortaya koyduğum ya da koymaya çalıştığım çoğu şeyi anlamsız buluyorum. Kocaman bir canlılığın o kadar küçük bir parçasıyız ki ne başarı diye nitelendirdiğimiz işler ne de duygu diye nitelendirdiğimiz anılar burada bir şey ifade etmiyor.
Orta bir yerde bırakmak gibi kendini.
Bir kıpır kıpırlık, bir şevk geleceğin içersinde sadece kurgulanıyor. Umut etmek bugün çok aciz bir eylem gibi duruyor.
Anlamlandırmaya nasıl da alıştırılmışız.
Bitirip gitmek lazım. En korkuncu da bitirip gittiğim yerde kalmak olacak. Çok büyük değişikliklere gözüm kayınca bunun sadece bir heves olduğunu farkediyorum bazen.
Tüm hayatlar baştan sona böyle geçiyor. Uğruna mücadele edilerek güzelleşildiğini varsaydıkların da aslında bu alıştırılmışlığın özüne yerleştirilmiş, bir sarhoşluk halinin keyfiyle karıştırılsın diye.
Belki tüm bunlar sadece sorumluluklarımdan kaçmak içindir. Bahaneler bulup bazı melodramatik cümlelere takılıp kalmam bundandır.
Bugün "iş" adına ortaya koyduğum ya da koymaya çalıştığım çoğu şeyi anlamsız buluyorum. Kocaman bir canlılığın o kadar küçük bir parçasıyız ki ne başarı diye nitelendirdiğimiz işler ne de duygu diye nitelendirdiğimiz anılar burada bir şey ifade etmiyor.
Orta bir yerde bırakmak gibi kendini.
Bir kıpır kıpırlık, bir şevk geleceğin içersinde sadece kurgulanıyor. Umut etmek bugün çok aciz bir eylem gibi duruyor.
Anlamlandırmaya nasıl da alıştırılmışız.
Bitirip gitmek lazım. En korkuncu da bitirip gittiğim yerde kalmak olacak. Çok büyük değişikliklere gözüm kayınca bunun sadece bir heves olduğunu farkediyorum bazen.
Tüm hayatlar baştan sona böyle geçiyor. Uğruna mücadele edilerek güzelleşildiğini varsaydıkların da aslında bu alıştırılmışlığın özüne yerleştirilmiş, bir sarhoşluk halinin keyfiyle karıştırılsın diye.
3 Kasım 2013 Pazar
Ö.yle L.eyla
Zannediyorum ki şu son iki ayda son iki senemin bütününden daha çok...
Nasıl yazacağım ben önümüzdeki iki ayda yetmiş sayfa mantıklı cümle.
Çok büyük bir haksızlığa uğruyorum ve dünyanın adalete olan inancı sadece umudu kaybetmemek için uydurulmuşken hiçbir doğaüstü inancım tutmayacak.
Nasıl yazacağım ben önümüzdeki iki ayda yetmiş sayfa mantıklı cümle.
Çok büyük bir haksızlığa uğruyorum ve dünyanın adalete olan inancı sadece umudu kaybetmemek için uydurulmuşken hiçbir doğaüstü inancım tutmayacak.
1 Kasım 2013 Cuma
28 Ekim 2013 Pazartesi
Dark
Seni öldürdüğümden beri ben herkese benzemeye başladım.
Son yıllarda herkes gibi yaşayıp, sıradan acılar çektim.
Sana yaptığımın ölüm olduğunu anlamam için tekrar istemem gerekiyormuş.
İstiyorum.
Ama sakın gelme.
Son yıllarda herkes gibi yaşayıp, sıradan acılar çektim.
Sana yaptığımın ölüm olduğunu anlamam için tekrar istemem gerekiyormuş.
İstiyorum.
Ama sakın gelme.
Kişisel gelişim saçma bir iştir.
Mahrumiyet.
Geçmişe tutku.
Andan kaçış.
İfade tanımları bulmaya çalışmamak.
Hiçbir şeyin zannettiğin gibi olmadığını kabul etmemek.
Ego.
Tükürdüğünü yalamak.
Dik kuyruk.
Boyun eğmek.
Oyun.
Düzenbazlık.
Korku.
İkilem.
Benlik çatışması.
Bencillik.
Dayanma gücünden emin olmadan adım atmama.
Değersizlik.
Kolay vazgeçilme.
Hiçbir şeyin zannettiğin gibi olmadığını kabul etmek.
Geçmişe tutku.
Andan kaçış.
İfade tanımları bulmaya çalışmamak.
Hiçbir şeyin zannettiğin gibi olmadığını kabul etmemek.
Ego.
Tükürdüğünü yalamak.
Dik kuyruk.
Boyun eğmek.
Oyun.
Düzenbazlık.
Korku.
İkilem.
Benlik çatışması.
Bencillik.
Dayanma gücünden emin olmadan adım atmama.
Değersizlik.
Kolay vazgeçilme.
Hiçbir şeyin zannettiğin gibi olmadığını kabul etmek.
13 Ekim 2013 Pazar
Yine de
beni bugün çekip o filme götürdüğün için teşekkür ederim.
Ana fikir içimi çiçeklendirdi ve uzaklara gitme isteğimi perçinledi.
Şu an seni bırakıp gidebilirim gibi geliyor.
Bu yaptığım kötü bir şey mi bilemiyorum o yüzden.
Ama,
Zaman hiçbir zaman kurduğum gibi gelmediği için benden güçlü belirleyicilere bıraktım kollarımı, nereye gideceklerini bildiğini umuyorum.
Bir de çıkmayan sonuçlarım var, sıkıldığım aynı deneyler gibi.
Bir değişimin arifesine o kadar yaklaştım ki artık o çizgiyi geçmem lazım.
Bu kez eskisi kadar sabırsız ve tez canlı değilim; biliyorum ki bana şans getirmiyor.
Yine de aynada gördüğümden hoşnut oldum bugün, mütevazı olmaya çalışmadan beğendim. Kendi kendime numara yapmama gerek kalmıyor.
Ana fikir içimi çiçeklendirdi ve uzaklara gitme isteğimi perçinledi.
Şu an seni bırakıp gidebilirim gibi geliyor.
Bu yaptığım kötü bir şey mi bilemiyorum o yüzden.
Ama,
Zaman hiçbir zaman kurduğum gibi gelmediği için benden güçlü belirleyicilere bıraktım kollarımı, nereye gideceklerini bildiğini umuyorum.
Bir de çıkmayan sonuçlarım var, sıkıldığım aynı deneyler gibi.
Bir değişimin arifesine o kadar yaklaştım ki artık o çizgiyi geçmem lazım.
Bu kez eskisi kadar sabırsız ve tez canlı değilim; biliyorum ki bana şans getirmiyor.
Yine de aynada gördüğümden hoşnut oldum bugün, mütevazı olmaya çalışmadan beğendim. Kendi kendime numara yapmama gerek kalmıyor.
gün-lük
Tüm o çocuksu ve nedensiz mutluluğumu kaybetmiş gibi, çirkin bir rasyonellikle etrafa bakıyorum.
Tüm insan ilişkilerine ve tüm cümlelere.
Hayatı bir görev bilinci ile yaşıyorum anlayacağın.
Kuralları çok önceden kurulmuş, sınırları çizilmiş ve dışında yaşayamayacağına inandırılmış dünyada yapmam gereken şeyler, başarılı olmam gereken işler, kazanmam gereken isimler ya da paralar varmış ve bunları yapınca mutlu olmam gerekirmiş duygusuyla çivi gibi çakılıp kalıyorum yer yer durduğum yere.
Bu söylediklerim var ya,
Çoğu zaman böyle idi,
Etrafımda kurduğum hayali sarhoşluk oranı kanımda azaldı azalalı,
Zerresi değişmemiş hayat beni daha da hasta ediyor.
İnanmak güzel,
İnsanlar öğrendikleri ile her şeyi bir kere mi yaparlar bilemiyorum bazen,
İçim kararıyor.
Tatil günleri bana iyi gelmiyor.
Tüm insan ilişkilerine ve tüm cümlelere.
Hayatı bir görev bilinci ile yaşıyorum anlayacağın.
Kuralları çok önceden kurulmuş, sınırları çizilmiş ve dışında yaşayamayacağına inandırılmış dünyada yapmam gereken şeyler, başarılı olmam gereken işler, kazanmam gereken isimler ya da paralar varmış ve bunları yapınca mutlu olmam gerekirmiş duygusuyla çivi gibi çakılıp kalıyorum yer yer durduğum yere.
Bu söylediklerim var ya,
Çoğu zaman böyle idi,
Etrafımda kurduğum hayali sarhoşluk oranı kanımda azaldı azalalı,
Zerresi değişmemiş hayat beni daha da hasta ediyor.
İnanmak güzel,
İnsanlar öğrendikleri ile her şeyi bir kere mi yaparlar bilemiyorum bazen,
İçim kararıyor.
Tatil günleri bana iyi gelmiyor.
3 Ekim 2013 Perşembe
ne yapıp ediyor gözlerini süzüyor
Günlerim soğuk ve çok kalabalık.
Üstüme giydiğim katkatlardan değil, insanlardan.
En sevgili diye bir şey gerçek olmasa da en hayran olunası biri bana: "Burada kelimeler ve cümleler bir şey ifade etmiyor." demişti. O zaman da bu zaman da ifade etmezmiş -derken güneş düştü ofis avlumun içine-.
O yüzden üstünden geçmek çok öğretici oluyor. Bazen kesip atmasaymışım keşke tüm yazılanları diyorum ama oldum olası oyunlar ve gerçekler arasında bir sıkıntı yaşadığımdan en tatlısı bu. Hayaller bu sıkıntının dışında kalan tek şeydir; sadece kendi beyninde oynatabilirsen onları kimse dokunamaz ki bu gerçekliğini sorgulama gereksizliğini getirir.
Hepinizin buna ihtiyacı var ama gözleriniz artık göremiyor diye garipsiyorum sizi.
Üstüme giydiğim katkatlardan değil, insanlardan.
En sevgili diye bir şey gerçek olmasa da en hayran olunası biri bana: "Burada kelimeler ve cümleler bir şey ifade etmiyor." demişti. O zaman da bu zaman da ifade etmezmiş -derken güneş düştü ofis avlumun içine-.
O yüzden üstünden geçmek çok öğretici oluyor. Bazen kesip atmasaymışım keşke tüm yazılanları diyorum ama oldum olası oyunlar ve gerçekler arasında bir sıkıntı yaşadığımdan en tatlısı bu. Hayaller bu sıkıntının dışında kalan tek şeydir; sadece kendi beyninde oynatabilirsen onları kimse dokunamaz ki bu gerçekliğini sorgulama gereksizliğini getirir.
Hepinizin buna ihtiyacı var ama gözleriniz artık göremiyor diye garipsiyorum sizi.
2 Ekim 2013 Çarşamba
darmaduman dermanı
Ahh kimin için atıyor bu yürek
Söyle kimin için atıyor bu yürek
napıp ediyor sevdiğini üzüyor
Aklımız ermez aman Allah
Naz mı ediyor gözlerini süzüyor
Ah geri gelmez
________________
küçüklüğüme selam ederim.
Söyle kimin için atıyor bu yürek
napıp ediyor sevdiğini üzüyor
Aklımız ermez aman Allah
Naz mı ediyor gözlerini süzüyor
Ah geri gelmez
________________
küçüklüğüme selam ederim.
21 Ağustos 2013 Çarşamba
11+10=21 (mod 8)
Bu benim için bir berraklaşma dönemi. Dışarıdan "aşık sen" nasıl olur öğrenmiştin. Şimdi de dışarıdan "sevgili sen" nasıl oluyor onu öğreniyorsun. Sonu nereye bağlanırsa bağlansın bu bir keşfediş süreci, duygularımın ve anki koşullarımın şekillendirdiği hayatımın etrafımdakilerle yürüyebilme ya da devam etmeme gücünü bulmak zorunda olmaya itiyor -teklikten bağımsızlıkla-. Bilerek hissetmek varsa o güç doğallıkla geliyor, kendiliğinden; yorulmuyorsun.
Bu zaman tek başına yorulmayı öğrenmeyi yaşatıyor.
Ondandır, gelecekten korkmuyorum.
Yaşadığım şey ne olursa olsun "benim" olacak ve ben "benim olan şeyleri" her şeyden çok severim. "Benim olan şeyler" bendir, benleşmiştir.
4S 1A bozulamayacak kadar gerçekse her şey olur.
Bu zaman tek başına yorulmayı öğrenmeyi yaşatıyor.
Ondandır, gelecekten korkmuyorum.
Yaşadığım şey ne olursa olsun "benim" olacak ve ben "benim olan şeyleri" her şeyden çok severim. "Benim olan şeyler" bendir, benleşmiştir.
4S 1A bozulamayacak kadar gerçekse her şey olur.
15 Ağustos 2013 Perşembe
40 kere sonsuz aşk
Bir şeyi kırk kere söylersen olur.
Başka bir şeyi kırk kere söylersen o da olur.
Hangisine daha çok inandığın var ya, o gerçekten olur.
Her şeyin kökeninde kuantum mekaniğinde çözülemeyen o küçük yolak yatıyor.
Velhasıl,
Durup uzay büklümlerindeki zamanın ne yapacağına bakmak lazım.
Demiştim,
Kontrol manyaklığı sonum olacak diye.
Hala ölmedim.
Sakın olmasın.
Yeni arkadaşımla "Revolver" filmini izleyince anladım.
Egon yoksa hiçbir şeyin yok.
O yüzden bu kadar huzurluyum.
Mutlulukla huzur başka şeyler. Sonradan viski bardağına layık bulduğum passiflora ile tanıştığım zaman demiştim.
Huzurluyum.
Ama mutsuzluğum,
Köpek gibi.
Başka bir şeyi kırk kere söylersen o da olur.
Hangisine daha çok inandığın var ya, o gerçekten olur.
Her şeyin kökeninde kuantum mekaniğinde çözülemeyen o küçük yolak yatıyor.
Velhasıl,
Durup uzay büklümlerindeki zamanın ne yapacağına bakmak lazım.
Demiştim,
Kontrol manyaklığı sonum olacak diye.
Hala ölmedim.
Sakın olmasın.
Yeni arkadaşımla "Revolver" filmini izleyince anladım.
Egon yoksa hiçbir şeyin yok.
O yüzden bu kadar huzurluyum.
Mutlulukla huzur başka şeyler. Sonradan viski bardağına layık bulduğum passiflora ile tanıştığım zaman demiştim.
Huzurluyum.
Ama mutsuzluğum,
Köpek gibi.
13 Temmuz 2013 Cumartesi
En sevdiğim dalgalı bileşenli biftek
Evimdeki bu "yalnızlığı" özlemişim. İstediklerimi yerinde bulmak güzel.
"İki"liğin uzaklaşması.
Aşk ahlakı "Sevda Sözleri"nden nerede ayrılıyor?
Sevgili Süreya,
Bir kaç satırına bir kaç zaman kaçırmadan denk gelsem bana dizelerinle verebilir misin yanıtımı?
Okuyayım. Orman sahneleri eşliğinde doğru sayfayı bulmam daha şüphesiz olabilir mi?
"İki"liğin uzaklaşması.
Aşk ahlakı "Sevda Sözleri"nden nerede ayrılıyor?
Sevgili Süreya,
Bir kaç satırına bir kaç zaman kaçırmadan denk gelsem bana dizelerinle verebilir misin yanıtımı?
Okuyayım. Orman sahneleri eşliğinde doğru sayfayı bulmam daha şüphesiz olabilir mi?
1 Temmuz 2013 Pazartesi
Advanced Molecular Biology dersini ne de güzel dinlermişim meğer
Uzun bir yol kıvrımının köşesindeydi ince kırmızı şeritleri,
Üzerinden zaman geçtikten sonra üstesinden gelinenler gibiydi
Yürüyüp geçtiği kaldırımın yüksekliği,
Aynı O'nun elinden çıkmıştı,
Çizgileri..
270313
Üzerinden zaman geçtikten sonra üstesinden gelinenler gibiydi
Yürüyüp geçtiği kaldırımın yüksekliği,
Aynı O'nun elinden çıkmıştı,
Çizgileri..
270313
17 Haziran 2013 Pazartesi
Sevgiler sabah
Hiçbir şeye güvenmiyorum.
Sen de bana güvenme.
Duygularım HER şeyde o kadar değişken ki ben bile kendimi hiç sevmiyorum.
Ama iyi anlaşırız keratayla.
Sen de bana güvenme.
Duygularım HER şeyde o kadar değişken ki ben bile kendimi hiç sevmiyorum.
Ama iyi anlaşırız keratayla.
29 Mayıs 2013 Çarşamba
2805
Bazen evde gözlerim şiş dolaşıyorum.
Kimse farketmiyor.
Ben size benzeyemem.
Ama bir gün ben yine de görüp
yine de susacağım.
O kadar olmuş olacak ki,
"Artık çok geç" cümlesinin bir zamanlar varolduğu
hatırlanmıyor
olacak.
Kimse farketmiyor.
Ben size benzeyemem.
Ama bir gün ben yine de görüp
yine de susacağım.
O kadar olmuş olacak ki,
"Artık çok geç" cümlesinin bir zamanlar varolduğu
hatırlanmıyor
olacak.
6 Mayıs 2013 Pazartesi
bana baksana sen
Aslında tam da tahmin edebildiği için güzel. O, içinden geçen notayı vuruyor, bir diğeri çıngırağı yılandan çıkarıyor ya karnının içinden, işte tam o yüzden.
Oysa o senin ne olduğunu çözmek için bile şevk uyandırmayan karışık -karışıktan ziyade saçma- altın yansımaların canımı sıkıyor. Çünkü sıkıcı be yavrum. Üfledin de ne oldu?
belki de benim tahmin edebilmem, en başta çözülmesi şevk uyandırdığı içindi.
ölümcül günah candır. buradaki şekiller de.
arkasından kötücüllükle karışık çocuk kahkahası duyurduğu için.
bu oyundaki küçük çocuk benim.
Oysa o senin ne olduğunu çözmek için bile şevk uyandırmayan karışık -karışıktan ziyade saçma- altın yansımaların canımı sıkıyor. Çünkü sıkıcı be yavrum. Üfledin de ne oldu?
belki de benim tahmin edebilmem, en başta çözülmesi şevk uyandırdığı içindi.
ölümcül günah candır. buradaki şekiller de.
arkasından kötücüllükle karışık çocuk kahkahası duyurduğu için.
bu oyundaki küçük çocuk benim.
1 Nisan 2013 Pazartesi
24 Mart 2013 Pazar
yeşil kareli çınar ağacı
-Ama neden ki her kişiyle bu duygular yeni baştan şekillenmez mi?
-Evet şekillenir ama senin sorunun cevabı bu.
İşte o an yeniden ta en başından beri düşündüğüm şeyi capcanlı karşımda hissettim. Geç kalmışlık hissi. Aslında benim için değil onun için. Onun bana geç kalmışlığının hissi. Zaten hep böyle oluyor. Onun hislerini de kendi hislerim gibi yanı başımda hissediyorum. Aslında kurduğum gibi olmasa bile. Zaten benim hislerim bile kurduğum gibi olmasa bile orada.
Öyle işte.
Kurgularım, ben.
-Evet şekillenir ama senin sorunun cevabı bu.
İşte o an yeniden ta en başından beri düşündüğüm şeyi capcanlı karşımda hissettim. Geç kalmışlık hissi. Aslında benim için değil onun için. Onun bana geç kalmışlığının hissi. Zaten hep böyle oluyor. Onun hislerini de kendi hislerim gibi yanı başımda hissediyorum. Aslında kurduğum gibi olmasa bile. Zaten benim hislerim bile kurduğum gibi olmasa bile orada.
Öyle işte.
Kurgularım, ben.
28 Şubat 2013 Perşembe
1 Şubat 2013 Cuma
6
Tekrar aynı şeyler olacak.
Daha önceden olduğu gibi.
Sonra hayatım yine şehirler arası otobüs firmalarının internet sayfalarında geçecek.
Bazen aklıma kötü kötü sorular geliyor. Kendi duygularımı hiçe sayıp soruyorum, cevaplarından korkuyorum.
Bir taraftan hiçbir şey kesin değil.
Belki de bu iki sene sadece daha iyi kararlar vermeyi bana öğretmek için harcanıp gidecek.
Yeni baştan başladığım zaman yalnız olursam da daha hiçbir şey olmayacak bana, çünkü çoktan ölmüş ama yaşıyor olacağım.
Daha önceden olduğu gibi.
Sonra hayatım yine şehirler arası otobüs firmalarının internet sayfalarında geçecek.
Bazen aklıma kötü kötü sorular geliyor. Kendi duygularımı hiçe sayıp soruyorum, cevaplarından korkuyorum.
Bir taraftan hiçbir şey kesin değil.
Belki de bu iki sene sadece daha iyi kararlar vermeyi bana öğretmek için harcanıp gidecek.
Yeni baştan başladığım zaman yalnız olursam da daha hiçbir şey olmayacak bana, çünkü çoktan ölmüş ama yaşıyor olacağım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
