30 Ağustos 2010 Pazartesi

Sevgili blog, şunu söylemeyi unuttum. Bazen bok gibi bir insan olduğumu düşünüyorum. Hayır bu kadar sevgisiz miyim gerçekten?

özlemişsindir

Sevgili Blog,

Nerelerdeydin diyorsun değil mi? Uzun zaman geçti, bu kadar uzun süre sessiz kalmazdın, kendi kendine konuşmalarını resmiyete dökmekten, zaman geçince okuyup haline tavrına gülmenin zevkine varmaktan geri durmazdın diyorsun. Haklısın tabi. Ben de bir an çok korktum. Ama sanma ki çok içimden geldi de bir şeyler yapmam lazım diyerek koştum sana mektup yazıyorum. Baktım ki seyreliyorum, varlığından haberdar olmadığım cümlelerim kesin vardır, sen bu kadar huzurlu olamazsın dedim kendime. Cümleler arasında duraksıyorum, zamana ihtiyaç duyuyorum. Tuhaf.. Alışık değilim.

Eski şeylere çok bakıyorum bir de şu sıra. Çocukluğa duyulan yabancılaşma gibi. Bilemiyorum inan ki. Etrafımda satırlık cümleleri bir çırpıda, azami hızda, beklentisizliğin rahatlığı içinde ortaya dökebileceğim kimseler yok. Var da etrafımda değiller. Ben de gidiyorum bir kaç zaman sonra. Suyun altında keşke yaşamak için oksijene ihtiyacımız olmasaydı diye düşünürken metreler geçmek, gözlerimin tuzdan kıpkırmızı olmasını ışıltılı bir işaret olarak görmek için gidiyorum. Tekdüzelik diyecektim aslında bu paragrafın başında ama biriktirdiklerimi sıraya koymakta bir sorunum var sanırım. Yollarda müziği biraz azaltıp, beyin jimlastiği yapsam iyi olacak. Zira ben böyle bir insan değilim. Ne zaman bu kadar gündelik yaşadım ki zaten.

Aklıma tekrar tekrar okumaktan anlamsızlaştırmaya başladığımı farkederek arama mesafe koyduğum cümleler geldi. Benim cümlelerim değil. Zaten onun cümlelerini kendi cümlelerimden daha fazla önemsiyorum. Belki de gerektiği gibi anlayamadığımdandır.

İşler yolunda sevgili blog. Plan yapmama bile gerek yok. Olasılık zincirlerinden kendime kolye küpe falan yapıp onları hiç çıkarmamacasına takmama da. Bir rahatlık söz konusu ya işte alışamıyorum.

Garipsiyorum.

Gidiyorum.

27 Ağustos 2010 Cuma

Kenarda köşede kalmış bir defter buldum

Bir yerde asılı kalmış
Siyah mermerden yontulmuş bir çınar.
___

Oyun parçalarındaki sayılar,
Çevresinde sayısız göz
Farklı noktalardan büyüyen,
Değişen sayılar..

Kendisindesin bir adım ötesinde
Çizginin üstünde bitişinde..

___

Turgut Uyar demiş: "İnanmam gerekiyor, hoşlanmıyorum." demiş. Ne de güzel demiş.

___

Dalgalar vurmuş da ne olmuş?
Yanan bir şeyler var.
Yorulanların yanında durmuş.
Zincirleyip bağlamışlar kollarını
Gözlerinden kurşunlamışlar.
Bir son idam vuruşuyla
Hayatını satırlara doldurmuşlar.

___

Biz hep buralardayız. Saklandığımızı sanıyorsun ya.. Aslında hep gözünün içine bakıyoruz.

___

Ortasındayız gecenin
Gecenin düş gördüğü yerde
Duruyoruz soluklanmak için

Arabanın sesi hala duyuluyor
Yanyana gidiyoruz.

25 Ağustos 2010 Çarşamba

*

Belki de sevmek de yaşamak veya ölmek gibi. Her biri, yalnızca bir kez gerçekleşiyor.

22 Ağustos 2010 Pazar

Şimdi

Şimdi efendim,

Neyse çok üşendim. Başka zaman yazacağım.

12 Ağustos 2010 Perşembe

Kaçamak..

O kadar tuhaf ki.. Tesadüflerden tut, birlikteliklere kadar.
Ne zaman kırmızı şarap ile votkayı karıştırsam aklıma bu geliyor. Nereden geliyor? Tuzsuz mavi sulardan, siyah denizlerden, soğuk hücrelerden.. Başladığım yeri sonuna gelince bulamıyorum ve ellerim yanıyor. Ben de bu şarkıyı böyle güzel çalmak isterdim.

Hiçbir şey göründüğü gibi değil.. Ben de öyle güzel oynuyorum ki oyundan sonra kuliste hep ağlıyorum.
Buradan bir kervan geçti. Gökyüzünde binlerce güneşten parlak bir ay vardı. Arkasında da ayak izleri. Hepsinde bir hikaye saklıydı. Hikayeleri sever misiniz? Ben çok severim. Onları hep bir sıraya koyarım. Zincirleme bir çaresizlikle salınırlar. Kralları vardır çok sevdikleri. Hikayedeki babacan karakterlerdir ve hep günü kurtarırlar. Ya günden sonra?
Günden sonra uyuduğu sanınlanlar gizlice bir hikaye yazarlar.

Güzel bir gündü..

3 Ağustos 2010 Salı

Iron Maiden - Blood Brothers

And if you're taking a walk through the garden of life
What do you think you'd expect you would see?
Just like a mirror reflecting the moves of your life
And in the river reflections of me

Just for a second a glimpse of my father I see
And in a movement he beckons to me
And in a moment the memories are all that remain
And all the wounds are reopening again


We're blood brothers, we're blood brothers
We're blood brothers, we're blood brothers

And as you look all around at the world in dismay
What do you see, do you think we have learned
Not if you're taking a look at the war-torn affray
Out in the streets where the babies are burned


We're blood brothers, we're blood brothers
We're blood brothers, we're blood brothers

There are time when I feel I'm afraid for the world
There are times I'm ashamed of us all
When you're floating on all the emotion you feel
And reflecting the good and the bad

Will we ever know what the answer to life really is?
Can you really tell me what life is?
Maybe all the things that you know that are precious to you
Could be swept away by fate's own hand

We're blood brothers, we're blood brothers
We're blood brothers, we're blood brothers

When you think that we've used all our chances
And the chance to make everything right
Keep on making the same old mistakes
Makes untipping the balance so easy
When we're living our lives on the edge
Say a prayer on the book of the dead

We're blood brothers, we're blood brothers
We're blood brothers, we're blood brothers

And if you're taking a walk through the garden of life...