20 Aralık 2012 Perşembe

En son dişlerim aslında birbirlerine ne kadar yaklaşmak istediklerini farkedip sıkıca birbirine kenetlendiğinde en büyük isyanımı başlatmış, küçük arka balkonu savunma üssüm olarak seçmiştim. Yarıçıplaktım.

Şimdi de aynı şey oluyor bu sefer kaslarım ve eklemlerimle birlikte çalışıyorlar, çok sesli bir orkestranın en önemli parçası hepsi.

2 Aralık 2012 Pazar

otokontrol

O kadar yüksek bir enerjiyle doluyum ki ufacık bir şey tüm günümü mahvedebiliyor.

Bir de bazen gerçekten burada yaşayamıyorum.
İşin kötüsü nerede yaşayabileceğimi bilmemem.

Bu büyük bir kaçış olabilir çünkü.

30 Kasım 2012 Cuma

Bir an ciddi anlamda uzaklara gitmeyi düşündüm.
Sanki burada uzun saatler aynı tekerleğin içinde koşuyor gibiyim. İçimde bir şeyler ölüyor. O geçmişteki karmaşalarımı kaybettim kaybedeli bir sıradanlaşmak almış başını ki sormaya bile korkar oldum.

Bir an ciddi anlamda uzaklara gitmeyi düşündüm. Başka insanlar, başka sokaklar gözümü ilk kez bu kadar korkutmadı. İhtimaller içinde kaybolup adım atamayan o kadar çok insanız ki.
Onlardan olmamak lazım.

Sanırım sen öldüğünden beri ben herkese benzemeye başladım.

En azından yazmayı bırakmamak lazım. 


3 Kasım 2012 Cumartesi

2kare

Bazı şeyleri hiç aklım almıyor.
Alsın diye hep öğrenmeye çalışıyorum .

Ama biliyorum ki yine almayacak.
Sonra aslında hiçbir şeyin zannettiğim gibi olmadığını göreceğim.

Böylesini yazmaya çalıştığım için.

Her şeyi en başından beri ben yazmıyor muyum zaten.

Hiç kimsenin duyguları benimki gibi çocuk saflığıyla sarılmış değil.
Hayal kırıklığına uğramamak için bunu unutmamam gerek. 

Daha adını söylerken midem bulanıyor.
Bir de hala aynı kişiden bahsediyorum.

Çocukluktan beri bir mazoşistlik var zaten bende.
Geçen gün düşmüştüm.
Yapamadım deney.
Yine kopardım işte.

10 Ekim 2012 Çarşamba

tesla

Hiç tahmin etmeyeceğin yerlerde buluyorum.
Aynı şeyleri dinliyoruz böylelikle.
Yerleştim.
Oturuyorlar yavaşca.

Misafirliğe gelmiş gibiler
Biraz da yalınayak.

Biz burada gezinirken siz bir yerlere kaybolmayın.

Sonra nerelere ne koysak bilemeyiz.

23 Eylül 2012 Pazar

Yanında değildi, o yüzden artık konuşmamaya karar vermişti. Zaman hiçbir şeye çare bulmaz aksine arttığı tek şey çaresizlik olurdu.

Kötü şeyler olacaktı ama önceden bildiği için ona dokunmayacaktı.

O yüzden artık uykusuzluk çekmiyor.

O ilk mektupta yazılanlar doğruydu. O zaman kendine yedirememiş ve bambaşka cümleler bulmuştu ama doğruydu ve mektup sahibi haklılığını merak etmeyecek kadar güçlüydü.

20 Eylül 2012 Perşembe

Gerçekten

Bilirsin.

Birini gerçekten sevdiğini.

Biriyle gerçekten konuşabildiğini.

Biriyle gerçekten anlaşabildiğini, anlaşılabildiğini.

Bilemiyorsan, bir yerde çok büyük bir yanlışın vardır.

O yüzden hep bilirsin.

3 Eylül 2012 Pazartesi

En azından

bildiğim hıyarlarla uğraşayım demiştim.

26 Ağustos 2012 Pazar

gündüzleri uyuyup, geceleri yaşamalı,
geceleri düşünmeliyim eski zamanlardaki gibi.

ne de olsa gece yarısı doğmuşum.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

aşk

bir obsesyon halidir.

30 Temmuz 2012 Pazartesi

hava

bazen insan endişeleniyor havadandır diye.
belki de çoğu şey havadan da içine doğduğumuz, başka bir şey bilmediğimiz için anlamıyoruz.
sonra bir zaman geliyor.

o zaman daha çok şey biliyor olsak da daha mutsuz oluyoruz.

19 Haziran 2012 Salı

üstüne kurulu hayatlar.
yüzlerde aranan ifadeler.
anlam.
aşk.

korku.
endişe.

bağlı.
sevgi.

şehir.
gelecek.
yolculuk.
zaman.


15 Haziran 2012 Cuma

hiç

Denizin karşı yakasında ve başka şehirlerde ellerimde çizilmiş haritalarla yürüyorum.
Arkaya bakmadığını unutmak aslında öncesi hiç olmamış demekmiş.

10 Haziran 2012 Pazar

mantı gibi kapatılmış dört mendil günü geri gelsin

kanepem de yok artık
odam da yok

sen de yoksun

bir şey var sadece
o da akıp gidiyor
görünüyor her gece
pembe mavi bir zemine
düşüyor.

7 Haziran 2012 Perşembe

6 Haziran 2012 Çarşamba

geliyorum bir heyecanla,
bakıyorum, göremiyorum.

başıma gelmesin korktuğum.

sonra bir de eve dönerken kendimi tutamıyorum.

sonra bir de bu kadar zaman sonra, üniversite hayatımın son sınavına girmişken, saatten dolayı azar işitiyorum. yaptığım şey iyi niyeti suistimal etmek oluyor. çok para harcamak oluyor.

bunları sana yazmıyorum.

sevgili blog,
iyi ki varsın.

5 Haziran 2012 Salı

how I feel

is a special phrase.
yattığım yerden tam 16 şerit görüyorum.
10 saniyede sayıyorum.

4 Haziran 2012 Pazartesi

İS

bazen bir saniyelik bir bakış üç saatlik gözyaşına denktir.

belki de beceremiyorumdur.
belki de bilmiyorumdur.
belki de rahatlık ya da şımarıklıktır.

insan sadece sıradışı duygulara sahipse akıl almaz bir suçluluk duygusu hisseder.
şu an hissettiğim şey tam olarak bu.

1 Haziran 2012 Cuma

ilk yaz

Buradan geçenleri bu zamanda daha iyi anlıyorum. Yalnızlık güzel hediyelerle gelir. O bahsettiğin dönem sancılı olmasa da sıkıntılı.
Çekip çıkardığım zaman kendimi, sinirlenip sonrasında üzülmektense gülüyorum. Tam tahmin ettiğim gibi gelişiyorlar. Kendi dışına çıkmaca yok. Aman allahım yeni bir yerden bakarsınız evlerden uzak. Hepimiz kendi çizgilerimizin benciliği üzerine kurulu yaşıyoruz. İstediğimiz kadar duruma uygun cümleler bulmaya çalışalım, çalışın. Daha çok çalışın, birazcık da olsa inanıyorum.

Bugün yazın ilk günü. Bu yaz masalarında, kaldırımların çizgilerinde görebilirim diye umdum seni. Göremedim. Görebilseydim, kaldığım yerden anlatmaya devam etmeye hazırdım. Hatta o kadar hazırdım ki artık bu sana dokunmayacaktı. Her şey en başından beri planlamak istediğim gibi gelişecekti, cümlelerimin yolu dahil. Çünkü artık yazılan cümleler değil, ben olacaktım.

Belki iskelede bir şansım olabilir.

Köprülerin altından geçip evlere yetişmek.
Çocukluk geride kalıyor.

Biliyordum, o yüzden üzülmüyorum.
Öyle güzel bir yerden yakalandım ki kontrol etmeyi bıraktım.
Pişmanlık diye bir şey yok hala.
Çünkü gülüyorum.
Çünkü komik.
İnsancıl.

29 Mayıs 2012 Salı

sızı

bazen olan biteni hiç anlayamıyorum.

iletişim kuramamak zor iş.
insanlar kendi kendilerine dans ediyorlar, dört dönüyorlar.
izliyorum, anlam veremiyorum.

25 Mayıs 2012 Cuma

şenlik '12

Güzel sürprizler.
Güzel beraberlikler.

Bugün son lisans dersime girdim. Öyle tüm üniversite hayatım gözlerimin önünden falan geçmedi.
Sahip olduğum, sahip olduğumu düşündüğüm, yanıma kar kattığım şeyler yeter.

Önümüzdeki iki gün deliler gibi eğlenelim!

9 Mayıs 2012 Çarşamba

ne olur

varlığını daha az hissetmeyeyim.

7 Mayıs 2012 Pazartesi

hey gidi

"Doğrusu yok düşün taşın, eğrisi yok fikrin başın."
-Suç ortağımı atmadan önce aşağı, parmak uçlarımda bir titreşim hissettim.-

Planlar yapmak, hem de beş bir koldan. Bu bir sürecin geçişine bağlanmış kalmışsa, en iyi şekilde değerlendirmek lazım. Fazla dokundurmadan ama fazla da uzaklaştırmadan, kayıtsızlaşmadan.

Dilek ağaçlarına en güzel en renkli kumaşlardan eşarplar bağlamalı.

3 Mayıs 2012 Perşembe

hemenhemenhemencecilik

Bu ne böyle, her şey hemen olacak zihniyeti.
Mail atarsın bir saat geçmez, paranoyak gibi kontrol etmeler.
Gel dökersin, zaman geçmez-çıktı mı acaba çıktı mı acaba proteinim?-
Otobüs bileti alırsın günler geçmez.
Ha aklına bir şey mi geldi, hemen söyle; hiç öyle bir daha gözden geçirme, yeniden kafada bir tartma biçme yok. Söyledikten sonra eksik gedik mi buldun, aynı terane tekrar hemence koyver gitsin. Çocuk işte çocuk yahu.

 Anamın karnında bile dokuz ay beklememişim zaten.

30 Nisan 2012 Pazartesi

Masamdaki çiçekler solup, bardak vazolarının içine düşüp kaybolmuşlar. Kaybolmasınlar.

10 Nisan 2012 Salı

Mask

Yaktığımız tütsüleri söndürüyorum.
Renkleri solmuş.

Bazen yazmak konuşmaktan daha iyidir.
Ama burada değil.

4 Nisan 2012 Çarşamba

tuhaf şekilde bu "ev" faslı sevilmeyecek gibi değil.

Eşyalarım hala bir köşede yığılı duruyor. Bu göçebelik psikolojini sevdiğim için kaldırmaya kıyamadım. Halbuki kıyma konusunda bayağı iyiyimdir. Geçen gün çok güzel pırasa ve biraz daha yakın geçen gün ondan biraz daha az güzel zeytinyağlı sarma yaptım. İkisinde de kıyma yoktu.
Kıyma makinesini döndüren vidalardan biri düz biri kıvrımlı ve biraz daha kısa.

Mühim olan yapacak bir şeyler bulabilmek de. Onu ne kadar iyi yaptığınla ilgili hırs ve mücadeleler işin keyfi geçtiği zaman geliyor. O yüzden eğlence uzun süren seviyeli bir birliktelik getirmiyor.

Nasıl oluyor da bu kadar sakinleştim? Duyduğum şeyler tamamen doğru olmasa da çıktıkları yer tarif edildiği noktada olabilir.

Konuşmak anlatmak istediklerim vardı. Sanki birbirimize o kadar bağlı değilmişiz gibi. Anlatamadım çünkü öyle değildi. İyi ki otobüste kendi kendime konuşmuşum. Hep gittiğimiz o yere uğrayıp yazacaktım ama vaktim yoktu. Bu kadar indirgemişken her şeyi nasıl vakit konusunda sıkıntı çekiyorum.

Aynı şarkıyı sayısız kez dinliyorum. Çünkü bir işe başladıysan iyi yapmalısın.

Tuhaf şekilde kontrol kıvrımlarında yol almıyorum ve bu başıma dert açıyor. Tolere etmeyince yorulmuyorsun ama güven duygusu uçup gidiyor.
Aynı noktaya gelmek istemezdim ama geliverdim. Eve dönerken boğazıma düğümler takılmıştı, normalde duygularımı pek göstermezdim ama artık öyle yapmıyorum.

Yaşadığım yer -çocukluktaki gibi- odamın zemini. Annemin yeni koyduğu halının deseni çok güzel. İstediğin her şeyi görebilirsin orada. Sadece bakman gerekir.

29 Mart 2012 Perşembe

one day 2011

-sevdim yani çok sevdim, napalım iflah olmaz bir romantiğim hala-

24 Mart 2012 Cumartesi

nothin'lastsforever

Ay bir çizgi şeklinde göründüğü zamanlarda böyle oluyor. O günlerin sabahlarında deniz en parlak olduğu anda ağzımdan dökülenler var: "... o zaman ne anladım ben ondan?"

Bazıları başarabilir, bazıları başaramaz. Ben yapamıyorum demek ki.

22 Mart 2012 Perşembe

27032011

Yeni bir hikaye başkalığı
Öylece duran bir sayfanın kıyısına kıvrılmış
Sanki orada durmasa
Gidecek başka yeri yok

Yalnızlığın ne demek olduğunu bilmiyor
Belli ki başka bir yerden geliyor
Orada hep çocuklar var
İsimler yok, sesleri var
Hem de çok yüksek, çok parlak, çok..

20 Mart 2012 Salı

lanet

Hala aynı şey oluyor işte!

16 Mart 2012 Cuma

o

başka bir şeydi.
gezinen yüzlerdeki gülümseyiş çizgilerinde benim olanı bulmak. bulduğumun benim olduğuna inanmak.
bu şekilde düşünüp neler olduğunu bildiğimi tekrar anladığıma göre yeşilliklerde koşa oynaya gezinen kız çocuğuna dönebilirim.
iyi uykular..

6 Mart 2012 Salı

yılınenromantikayıolduğuiçinböyle

Görebildiğim üç şey de doldu.

1 Mart 2012 Perşembe

bazı şeyler azalıyorsa bazı şeyler artıyor demektir ve bu her zaman iyiye işaret değildir.

arkadaşlarbirazdahasessiz

Ne zamandır bu dikdörtgenin dışında gülümsemek için konuşan insanlarla gülüp sonra buranın alanını hesaplamak için artık başka görünen notalarla konuşmamıştık.
Hatırlamaktan ziyade rengini değiştirip tekrar üzerine giymek.

26 Şubat 2012 Pazar

çayiçerkenyutkunmayıunutma

Bir kere yüzlerce kez yaşadığı şeyler vardı. Olabildiğince uzağa uzanmak için uzun formüller kullanmak zorunda olduğu. İçine girmek için fedakarlık yapmak oyunun en vazgeçilmez kuralı, oyun öncesi antlaşması gibiydi ve kimse bunun adını anmaz, o kendiliğinden bilinirdi. Maalesef sonradan yazılan başka şiirlerin son satırında ona dair bir şeyler vardı. O yüzden tek renkler hükmünü kaybedip, bir karmaşa şekli halini almıştı. Ona neden resim yapamadığımı sordukları zaman hep şöyle derdi: "Renklerin ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok." Bilmediği şeyleri kullanmayı tercih etmedi.
İnsanlar hep böyle yapıyor. Bilmedikleri şeyleri kullanıyorlar ve o yüzden çok konuşuyorlar.

Uzun zaman önce hasır şapkalı çocukların arasında elleri bellerinde duran zenci kadınlar hala buradalar. Umarım buraya her uğrayan kişi onları görüyordur. Zira arkaları dönük. Görseler iyi olur.

çaksa

Ortamda en yaşlı insanların olduğu masada oturuyor. Uzun dalgalı saçları beline kadar uzanıyor. Masadaki çiftlerin arasında yalnız olan o. En güzeli de o. Şöyle diyor -o sırada kendimi dağıtmamak için etrafı toplamak zorunda hissettiğim için gözlerimi kırpmadan dinliyorum - : "Kazana düşmek gerekir, öyle dışında yanılmıyor."

Buna benzer sözleri dün de duymuştum. Kalabalık ve dumanlı idi.

Kelimeler bir zamandan sonra yanyana gelme ihtiyacı hissediyor. Hem de artık içinizde bir şeyleri eskisi gibi sıraya koyamadığınızı, sıradanlaştığınızı hissettiğiniz zamanlarda -birdenbire- öyle olmadığını anlatmak için. Çocukluk zamanlarının anılarını kullanıp, onları işinize geldiği ölçüde şekillendirip, konuşturmak gibi. Çünkü kimse çocukluk anılarını olduğu gibi hatırlamaz.

Yine sabah güneşli havayı görünce bahar geldi zannedip, delikli kıyafetler giydim. Aslında akşam olunca bahar gidiyormuş. Zaten anlatmak isteyeceğim bir şeyler yoktu. Geçen gün kendi kendime konuşurken bile bocalamıştım.

Bazen aklınızda dünyanın tüm gerçekliğinden uzak cümleler olur. Onları kimseye söyleyemez, sadece söylediğimizi düşünürüz.

Bir daha şubat ayında parlayan iklime güvenip delikli kıyafetler giymemeliyim.

25 Şubat 2012 Cumartesi

kasetler

bazı günler söylediklerimizi silip onun yerine boş kayıt doldursak..

21 Şubat 2012 Salı

yalnızlık

iyidir bazen.

17 Şubat 2012 Cuma

geceyazdı

O deniz kenarına vuran ışıkları görünce,

Birden çok özledim.

27 Ocak 2012 Cuma

boncuklu bilezik

Bazı şeyler hayatta bir kez oluyor. Çok da güzel oluyor.
Hem yapılması gereksiz, hem insan doğasına ters bir sürece girince yerine koyamıyorum.

Bir taraftan tüyler ürpertici.

26 Ocak 2012 Perşembe

işte bu yüzden

- Ben büyüyünce ne olacağım E.?

- Neden büyüyorsun ki?

25 Ocak 2012 Çarşamba

Tatil kafası

Sıra ile yapmam gereken işler bitince her şey karmakarışıklaştı.
Ya yeni bir sıra dizilime ihtiyacım var ya da şu hoşnutsuzluğu bir kenara bırakmaya.

Yine bir gözlemci rolü biçtim kendime ki hiçbir şeyi beğenmiyorum.

Aslında upuzun kasvetli mektuplar yazasım var ama onun da işi başından aşkın.

Bir de bir şeyin büyümesi etrafındaki her şeyi de aynı oranda büyütüyor.

23 Ocak 2012 Pazartesi

haftabaşı

Bazen insanlara hiç haketmedikleri gibi davranıyorum. Özür dileyemiyorum zaten pek bir fayda da etmiyor çoğu zaman.

Etrafımda sivri dillilik konusunda çok uzman birkaç insan var.
İnsanları çoğu zaman pek umursamıyorum.
Ama bunlar en sevdiklerimden.

!+!+!

Huzur dediğin şey sevgiden ya da aşktan biraz daha başka sanırım.
Duygudan ziyade bir durum gibi, etraftaki "gerçek" sorunlardan pek nasibini almayan, onları ölçüt kabul etmeyen bir taraftan.

Mesela sevgisiz huzur olmuyor ama huzursuz sevgi oluyor.

Toplandıkları yerler var.
Toplananlar da var bu yerlerde.

Kaçınılmaz olan mantıklı cümlelerin harfleri de var.
Dahası okumayı bilen insanların gözlerinin önünde duruyor.

Aşk var sonra biraz daha kapsayıcı.
Sınırları pek dışarda kalmasın diye sakınmak var.

Huzur demiştim..
Deliksiz bir uyku gibi, o uykudan sonraki dinlenmişlik, o dinlenmişlikten sonraki neşeli cümleler gibi.

Huzur bir nevi istediğin yerde uyumak gibi.

14 Ocak 2012 Cumartesi

Çocukken de böyle çok istediğim bir şey alınmadığı zaman hiç ağlamazdım.

11 Ocak 2012 Çarşamba

Artık

kendimi bir tuhaf hissetmeye başladığımda kimseyle konuş(a)mamaya başladım -bir de ben-. Dün gece gördüğüm rüyalardan sonra kafama dank etmiş olabilir.

Artık kimse eskisi gibi konuşmuyor,
çünkü kimsenin ne olup bittiğini bilmek için düşünmeye vakti yok.

Birkaç şarkı vardı ya, bazen sıra onlara geliyor. Sıra ile ismi söylenmiş olanlar.

Bazen özlemek kötü bir şey değildir.
Bir daha geri gelemeyecek olması kötü bir şeydir.

Bazen özlemek kötü bir şey değildir.
Bazen yok olmak kötü bir şeydir.

Bazen ağlamak kötü bir şey değildir.
Elinin kolunun bağlı olması kötü bir şeydir.