9 Haziran 2010 Çarşamba

limon sosu

Sıklaştırdı adımlarını. Sözlerini sözcüklere bölerek uzaklaştırdı adımlarından. Sonrasızlığın üzerine gitmek için kuşandığı alkışlarını sahneye tekrar çıkmak için kullandı. Odanın kenarları başka renk idi, ortası başka. Hep istediği şekilde döşenmişti. Kenar çizgilerine basarsa gideceği iklimi bilmiyordu ve ilk kez bu heyecanın arzu edilebilirliğini hissetti. Unutmak için gelmişti ve bildiği yeni bir şey vardı. Bunu odanın kapısında asılı duran kağıttan öğrenmişti. Kağıtta şöyle yazıyordu. ‘Unutmak bir çaba gerektirmez. Yeni cümleler kurarak unutmaya çalışamazsın. İkna etmeyi bir kenara koy. Gerek duymamayı öğren. Ve artık buradan kalkabilirsin. Odanın kenarları rengini kaybedip çoğunluğa karıştığında buradan çıkabilirsin.’

1 yorum: