26 Şubat 2012 Pazar

çaksa

Ortamda en yaşlı insanların olduğu masada oturuyor. Uzun dalgalı saçları beline kadar uzanıyor. Masadaki çiftlerin arasında yalnız olan o. En güzeli de o. Şöyle diyor -o sırada kendimi dağıtmamak için etrafı toplamak zorunda hissettiğim için gözlerimi kırpmadan dinliyorum - : "Kazana düşmek gerekir, öyle dışında yanılmıyor."

Buna benzer sözleri dün de duymuştum. Kalabalık ve dumanlı idi.

Kelimeler bir zamandan sonra yanyana gelme ihtiyacı hissediyor. Hem de artık içinizde bir şeyleri eskisi gibi sıraya koyamadığınızı, sıradanlaştığınızı hissettiğiniz zamanlarda -birdenbire- öyle olmadığını anlatmak için. Çocukluk zamanlarının anılarını kullanıp, onları işinize geldiği ölçüde şekillendirip, konuşturmak gibi. Çünkü kimse çocukluk anılarını olduğu gibi hatırlamaz.

Yine sabah güneşli havayı görünce bahar geldi zannedip, delikli kıyafetler giydim. Aslında akşam olunca bahar gidiyormuş. Zaten anlatmak isteyeceğim bir şeyler yoktu. Geçen gün kendi kendime konuşurken bile bocalamıştım.

Bazen aklınızda dünyanın tüm gerçekliğinden uzak cümleler olur. Onları kimseye söyleyemez, sadece söylediğimizi düşünürüz.

Bir daha şubat ayında parlayan iklime güvenip delikli kıyafetler giymemeliyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder