Eşyalarım hala bir köşede yığılı duruyor. Bu göçebelik psikolojini sevdiğim için kaldırmaya kıyamadım. Halbuki kıyma konusunda bayağı iyiyimdir. Geçen gün çok güzel pırasa ve biraz daha yakın geçen gün ondan biraz daha az güzel zeytinyağlı sarma yaptım. İkisinde de kıyma yoktu.
Kıyma makinesini döndüren vidalardan biri düz biri kıvrımlı ve biraz daha kısa.
Mühim olan yapacak bir şeyler bulabilmek de. Onu ne kadar iyi yaptığınla ilgili hırs ve mücadeleler işin keyfi geçtiği zaman geliyor. O yüzden eğlence uzun süren seviyeli bir birliktelik getirmiyor.
Nasıl oluyor da bu kadar sakinleştim? Duyduğum şeyler tamamen doğru olmasa da çıktıkları yer tarif edildiği noktada olabilir.
Konuşmak anlatmak istediklerim vardı. Sanki birbirimize o kadar bağlı değilmişiz gibi. Anlatamadım çünkü öyle değildi. İyi ki otobüste kendi kendime konuşmuşum. Hep gittiğimiz o yere uğrayıp yazacaktım ama vaktim yoktu. Bu kadar indirgemişken her şeyi nasıl vakit konusunda sıkıntı çekiyorum.
Aynı şarkıyı sayısız kez dinliyorum. Çünkü bir işe başladıysan iyi yapmalısın.
Tuhaf şekilde kontrol kıvrımlarında yol almıyorum ve bu başıma dert açıyor. Tolere etmeyince yorulmuyorsun ama güven duygusu uçup gidiyor.
Aynı noktaya gelmek istemezdim ama geliverdim. Eve dönerken boğazıma düğümler takılmıştı, normalde duygularımı pek göstermezdim ama artık öyle yapmıyorum.
Yaşadığım yer -çocukluktaki gibi- odamın zemini. Annemin yeni koyduğu halının deseni çok güzel. İstediğin her şeyi görebilirsin orada. Sadece bakman gerekir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder