2 Aralık 2013 Pazartesi

Şiir okuyan kaç kişi kaldık?

Bilerek isteyerek aynı yola yürümek gibi bir şey bu.

O kenarından kıvrılarak geçtiği çizgilerin sınırlarını algılama gücünü arttıran yöntemleri varmış artık. Durduğu yerin rengini anlamak için ayaklarıyla zemini kontrol ederek bir yokluyor. Yeterince sağlam olup olmadığını tartmak istediğinden değil, bunu yapabildiğini bildiğinden daha çok. Zemin onu başka zamanlara götürebilecek gibi değil. Biraz kenarını köşesini boyayıp, iki şiir yazsa olabilir ama.

Heykel manzaralı ilk baharımsı gökte iki şiir.

Aylarla ve sayılarla bezenmiş bir sayfanın üstünde sanki yazılması gereken en son şey şiirmiş gibi ama o karmançorman dizeler karalamış, sırıtmamışlar. Şekli yok, kafiyesi yok. Gelişigüzel bir duygu akışına kapılarak en olmadık zamanlarda çıkmışlar. Nasıl doğduklarını zemini bir yoklayarak kontrol etmeyi biliyor olsaydı şu an biraz daha güvenli ama aynı şekilde üzgün olacaktı.

"Sahi geldiği hızla mı sarardı geriye zaman?"

Zeminden gelen sesler ona şu an bir uyarı yapıyor. İçine zamanı katıyor, süslü cümleleri, alışılmışlıkları, o bir kere çizildikten sonra değiştirilmeyen nesneleri.

"Bir daha girecek misin?" diye soruyor. Göz ucuyla bakmaktan kaçınmasa içi kaynayabilir diye ödü kopuyor. "Neden?" diye düşünürken zeminden sesler duyuyor.

"Tutmak için kenarından köşesini,
Gülüşünden geçmişini."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder