Bir kere yüzlerce kez yaşadığı şeyler vardı. Olabildiğince uzağa uzanmak için uzun formüller kullanmak zorunda olduğu. İçine girmek için fedakarlık yapmak oyunun en vazgeçilmez kuralı, oyun öncesi antlaşması gibiydi ve kimse bunun adını anmaz, o kendiliğinden bilinirdi. Maalesef sonradan yazılan başka şiirlerin son satırında ona dair bir şeyler vardı. O yüzden tek renkler hükmünü kaybedip, bir karmaşa şekli halini almıştı. Ona neden resim yapamadığımı sordukları zaman hep şöyle derdi: "Renklerin ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok." Bilmediği şeyleri kullanmayı tercih etmedi.
İnsanlar hep böyle yapıyor. Bilmedikleri şeyleri kullanıyorlar ve o yüzden çok konuşuyorlar.
Uzun zaman önce hasır şapkalı çocukların arasında elleri bellerinde duran zenci kadınlar hala buradalar. Umarım buraya her uğrayan kişi onları görüyordur. Zira arkaları dönük. Görseler iyi olur.
26 Şubat 2012 Pazar
çaksa
Ortamda en yaşlı insanların olduğu masada oturuyor. Uzun dalgalı saçları beline kadar uzanıyor. Masadaki çiftlerin arasında yalnız olan o. En güzeli de o. Şöyle diyor -o sırada kendimi dağıtmamak için etrafı toplamak zorunda hissettiğim için gözlerimi kırpmadan dinliyorum - : "Kazana düşmek gerekir, öyle dışında yanılmıyor."
Buna benzer sözleri dün de duymuştum. Kalabalık ve dumanlı idi.
Kelimeler bir zamandan sonra yanyana gelme ihtiyacı hissediyor. Hem de artık içinizde bir şeyleri eskisi gibi sıraya koyamadığınızı, sıradanlaştığınızı hissettiğiniz zamanlarda -birdenbire- öyle olmadığını anlatmak için. Çocukluk zamanlarının anılarını kullanıp, onları işinize geldiği ölçüde şekillendirip, konuşturmak gibi. Çünkü kimse çocukluk anılarını olduğu gibi hatırlamaz.
Yine sabah güneşli havayı görünce bahar geldi zannedip, delikli kıyafetler giydim. Aslında akşam olunca bahar gidiyormuş. Zaten anlatmak isteyeceğim bir şeyler yoktu. Geçen gün kendi kendime konuşurken bile bocalamıştım.
Bazen aklınızda dünyanın tüm gerçekliğinden uzak cümleler olur. Onları kimseye söyleyemez, sadece söylediğimizi düşünürüz.
Bir daha şubat ayında parlayan iklime güvenip delikli kıyafetler giymemeliyim.
Buna benzer sözleri dün de duymuştum. Kalabalık ve dumanlı idi.
Kelimeler bir zamandan sonra yanyana gelme ihtiyacı hissediyor. Hem de artık içinizde bir şeyleri eskisi gibi sıraya koyamadığınızı, sıradanlaştığınızı hissettiğiniz zamanlarda -birdenbire- öyle olmadığını anlatmak için. Çocukluk zamanlarının anılarını kullanıp, onları işinize geldiği ölçüde şekillendirip, konuşturmak gibi. Çünkü kimse çocukluk anılarını olduğu gibi hatırlamaz.
Yine sabah güneşli havayı görünce bahar geldi zannedip, delikli kıyafetler giydim. Aslında akşam olunca bahar gidiyormuş. Zaten anlatmak isteyeceğim bir şeyler yoktu. Geçen gün kendi kendime konuşurken bile bocalamıştım.
Bazen aklınızda dünyanın tüm gerçekliğinden uzak cümleler olur. Onları kimseye söyleyemez, sadece söylediğimizi düşünürüz.
Bir daha şubat ayında parlayan iklime güvenip delikli kıyafetler giymemeliyim.
25 Şubat 2012 Cumartesi
17 Şubat 2012 Cuma
27 Ocak 2012 Cuma
boncuklu bilezik
Bazı şeyler hayatta bir kez oluyor. Çok da güzel oluyor.
Hem yapılması gereksiz, hem insan doğasına ters bir sürece girince yerine koyamıyorum.
Bir taraftan tüyler ürpertici.
Hem yapılması gereksiz, hem insan doğasına ters bir sürece girince yerine koyamıyorum.
Bir taraftan tüyler ürpertici.
26 Ocak 2012 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
