Ben bugün gördüm ki hayatta çok ama çok görünmez çizgiler varmış.. Kim olduğumuzla ilgili bizim bile farkına varamayacağımız çizgiler.. Gönül isterdi ki bu çizgi muhabbetini iki saat önce otobüste kendi kendime konuştuğum gibi anlatabileyim ama ne yazık ki kelimelerim uçup gitmiş. Eve gelince mantıklı bir insan hali tavrına bürünmek zorunda kalmamdan olabilir bu. 18. yüzyılda yaşasaydım, şu zamanın insanları bir ihtimal beni hatırlarlardı ama ben ne yazık ki zamanına hapsolmuş eski bir zaman oyuncusu olarak kalmaya mahkumum..
Günler önce Lis ile deniz kenarında sadece anı yaşıyorken ve ben ona bir hikayenin giriş kısmını anlatıyorken kullandığım bir cümle onun çok hoşuna gitti. "Ne mutlu günlerdi. Keşke o zamanki kadar mutsuz olsam."
Ucu göklere hapsolup körelmiş bir çift surat,
Ezilmiş kabahatlerin gölgesinde soluklan..
O nefeslere ihtiyacın var..
Tutmak için ölmek gerek..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder