11 Aralık 2009 Cuma

iz.

Bir şeylere ad koymaya bayılırım. Tanımlamaların çizgisinde düşmek için yaratılmış bir cambazı oynuyorum. Becerikli olmanın acısını boynuna bağlamış, izleyicilerinden hep uzun alkışlar alan bir cambaz. Oluşum sürecinden geçemediğinden tanımlara bağlanan bir ip ustası.

Teker teker, yavaş yavaş açmaya başladı düğümleri. Sabır denen erdemin elle tutulan gerçekliğini avuçlarında hissediyordu. Sıcaklığı soğuk sıfatını bilmeyen iklimlerden geliyordu. İklimlerin değişmesini istemediği için yumruklarını hiç açmadı. Öyle gömdüler onu. Bir çift yumruk hayata sıkı sıkıya bağlanmışken arkasından dualar döktürdüler. Sonra da duaların hepsini döktüler.

Süt dökmüş kediler gibi ilerlerken toprak yol açtı ağzını. Giderken sesimi çıkarmadım ama her şeyin dönüşü kendi içinde saklıdır. Bu kez de kulaklarınızı tıkamanıza katlamam dedi ve yarıldı..

Dökülen duaların sahibi gülümsedi ve yalnızlığına şükretti. Ağaçlarını özlemese tanrı olabilirdi..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder