11 Nisan 2010 Pazar

benim küçük mektuplarım: sayısını unuttuğum

Sevgili Blog,

Çok değil biraz eskiye gidelim.. Benim odamın içindeki küçük odanın kendini en işe yarar hissettiği zamanlara. Hatırlarsın aslında zira o zaman daha çok vakit geçirirdik. Senin yaşadığın zaman artıkça o zaman renkleri azalır oldu. Zorla değil hemen üzerine alınma. Gereklilikler değişiyor.

Aynı küçük siyah çubuklardan aldım kendime geçen gün. Bu standartlarda ışıkların en güzel olduğu yere gidiyorum. Odanın içinde bir oda değil orası biraz daha uzak ve biraz daha soğuk. O zamanları bu zamanlarda hatırlamak için aynı şarkıyı dinliyorum. Ama bu sefer olmadı. İyi bir şey mi bu anlamadım.

Sarışınlığını adlandırmayan insan bana bağımlı olduğumu söyledi. Beni bilirsin hemen kabul etmedim. "Hayır, hayır.." dedim ve başka cümleler kurdum şu an hatırlamadığım. Çünkü gerçek değillerdi. Sonra düşündüm hatta unutmamak için yazdım birkaç yere. Ama o insanın cümlelerini unutmuyorum. Yalnız kalınca bir daha düşünüyorum.

İşte satır aralarının arasındaki boşluğa geldik. O boşluğu dolduruyoruz beraber.

Bunu biliyorsun sevgili blog. Eğlenceli bir şarkı çalıyor. Bunu bir zamana taşımak için tutuyorum bir kenarda. Adı da var üstelik. Şarkıda bir çocuk var bir su ve bir de balık. Geçenlerde masama süs, insanlara huzur olsun diye bir balık almaya karar vermiştim.

Unutmayayım bunu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder