"Çok iyiyiz, çok mahcubuz, çok alınganız şundan bundan
Mektup yazmıyoruz, tüm bu iç sıkıntılarımız ondan."
Öyle bir duruş ki bu zamanların üstünden zamanlar geçmiş bambaşka boyutlarda tüm yüzleşmeler tamamlanmış, artık neyin ne olduğu ile ilgili tanımlar yok olmuş, renksiz... Tezer Özlü'nün hissizleşmek ile ilgili bir yazısı vardı, ilk okuduğumdan beri yer etmişti içimde de belli ki kelimelerin dışına çıkmam için şu an gerekiyormuş.
En kötüsü de hiçbir yerde hiçbir farklılık göremeyiş oluşum. Hiçbir şey üzerine uzun uzadıya konuşmak ya da yazmak dahi yok içimde. Bu toptan kurgusallık zamanla büyüye büyüye kendine en uygun yeri seçmeye çalışırken geldi kocaman bir daire şeklinde göğsüme yerleşti. Tüm kaçışlarımın kapıları kapanmış, çok da çırpınmadığımdan mı nedir kapıların önünde duvarlar örülmeye başlıyor.
Şimdi kalkıp, içimdeki tüm çirkinliği örtmek istercesine kendime çekidüzen vermeli sonra da dışarı çıkıp sosyal ortamlara katılmalıyım. Gitmem gereken yer ile ilgili hiçbir fikrim yokken sıradan döngülere ihtiyacım oluyor.
Acıklı filmlerde neden gözlerim dolmuyor?
Bir sırada bekliyorum. Uzun zamandır. Elimdeki belgelerin hepsi hazır, zaten her zamanki kolaycılığımdan tutup koparmadığımdan kendimi en uygun sırada bekliyorum. Sıra ilerlemiyor. Burada yaşlanacağım.
Sık sık kendime söylediğim bir şey var.
Hayatım gelip geçiyor ve kenarında durmuş hiçbir şey yapmadan seyrediyorum.
Her şeyimi denize atıyorum. Benimle ilgili hiçbir şey kalmasın dünyada.
10 Mart 2014 Pazartesi
Ölene kadar derdim ama inançlı biri de değilim ki
Kendine has bir tadı vardı kelimelerimin. Sadece o şekilde benimle birlikte bir araya gelebilirlerdi.
Keşke hala yazabiliyor olsaymışım. Ne kadar da fevrilik yaptım. Yaşamadığım noktaların bana ne getirebileceğiyle ilgili düşünceler daha en baştan geçersiz bir soru gibi.
Her şey gibi bu da seyrekleşiyor.
Sorumluluğum olmadığı zamanları değerlendirebilme konusunda pek fenayım sanırım.
Aylar sonra bu zamanları sadece birkaç hafta olarak hatırlayacağım.
Zannediyorum ki bir daha hiç göremeyeceğim.
Keşke hala yazabiliyor olsaymışım. Ne kadar da fevrilik yaptım. Yaşamadığım noktaların bana ne getirebileceğiyle ilgili düşünceler daha en baştan geçersiz bir soru gibi.
Her şey gibi bu da seyrekleşiyor.
Sorumluluğum olmadığı zamanları değerlendirebilme konusunda pek fenayım sanırım.
Aylar sonra bu zamanları sadece birkaç hafta olarak hatırlayacağım.
Zannediyorum ki bir daha hiç göremeyeceğim.
23 Şubat 2014 Pazar
böylebirisi
Ellerini açıp önemli olan bu diyerek içini gösteren bir adam var karşımda.
Peki ya ben?
Nerdeyim?
Hiç olmamış mıydı?
Peki ya ben?
Nerdeyim?
Hiç olmamış mıydı?
11 Şubat 2014 Salı
yn
Zamanı sürekli dinlediğim şarkılarla ölçüyorum. Büyük ekranlardan çıkardığım duygu yüklü şarkılar var. Çekinmeceli tutuşan eller de var.
Başa sarıp sarıp aynı günlere saklıyorum onları. Bir süre sonra daha iyi görebilmemi sağlayacaklar.
Neden saatlerce konuşabildiğim konular bir anda yok oldu? Bu da mı zamanla ilgili yoksa? Belki de kurgularım zamanla bitiyor, nereden başlayıp neyi yakaladığımı, onu ne ile uzattığımı unutuyorum.
Gerçeklik algım iyiden iyiye bozulmuş olabilir. Zannettiğimden daha fazla sızmıştım.
Dün ona da dedim. "Bir daha öyle olmayacak diye çok korkuyorum." dedim. "Duygularını düşüncelerle ölçemezsin." dedi bana. Halbuki ben zamanı bile şarkılarla ölçüyorum.
Yeniden aynı şey olmasa da ben yeniden bayağı yukarılarda bir yerde olmak istiyorum. Saçma olduğunu bilsem de yaşamaya değer kılıyor. Seçtiğim hiçbir şey bana yeni bir hikaye başkalığının öncülüğünü tanımıyor. Karmakarışık, anlam veremediğim diziler çıkıyor ortaya. Senin odana da getirdim onları sen de benim gibi seçtin.
Bir başkası da bana "Yaşadıklarının acısını çıkarmaya çalışma." dedi. Doğru dedi. Şimdiden çok açık davrandım.
Açıklığın tüm manasıyla.
Başa sarıp sarıp aynı günlere saklıyorum onları. Bir süre sonra daha iyi görebilmemi sağlayacaklar.
Neden saatlerce konuşabildiğim konular bir anda yok oldu? Bu da mı zamanla ilgili yoksa? Belki de kurgularım zamanla bitiyor, nereden başlayıp neyi yakaladığımı, onu ne ile uzattığımı unutuyorum.
Gerçeklik algım iyiden iyiye bozulmuş olabilir. Zannettiğimden daha fazla sızmıştım.
Dün ona da dedim. "Bir daha öyle olmayacak diye çok korkuyorum." dedim. "Duygularını düşüncelerle ölçemezsin." dedi bana. Halbuki ben zamanı bile şarkılarla ölçüyorum.
Yeniden aynı şey olmasa da ben yeniden bayağı yukarılarda bir yerde olmak istiyorum. Saçma olduğunu bilsem de yaşamaya değer kılıyor. Seçtiğim hiçbir şey bana yeni bir hikaye başkalığının öncülüğünü tanımıyor. Karmakarışık, anlam veremediğim diziler çıkıyor ortaya. Senin odana da getirdim onları sen de benim gibi seçtin.
Bir başkası da bana "Yaşadıklarının acısını çıkarmaya çalışma." dedi. Doğru dedi. Şimdiden çok açık davrandım.
Açıklığın tüm manasıyla.
28 Ocak 2014 Salı
3 Ocak 2014 Cuma
hayatın mantığında çok yanlış şeyler oluyor
Her şeyin kaybedilme potansiyeli varsa nasıl oluyor da herhangi bir şeye başlanabiliyor?
Öleceğini bile bile yaşamak gibi bir şey.
Öleceğini bile bile yaşamak gibi bir şey.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
