20 Temmuz 2009 Pazartesi

eski bir başlangıç cümlesi..


Çıplak meydanlarda bağırmak, ıssız heykelleri yıkmak ve saatlerce koşmak.. Bu küçük, karanlık ve imkansız hayallerin olabilirliğinin farkına vardıktan sonra savaşma gücüm ve nedenlerim artar oldu. Bunun neden ve nasılı farklı bölgelerde kendi sözlerini söyleyerek yaşamaya alışmak gibi. Uzaklığın tanımını yitirdiği ölümlü cümleler topluluğu..

Çok uzak bir tarihten 2006 başlarından bir paragraf bu. Kara kaplı bir defterin ilk sayfasının döküntüleri.. Kendimi anlatmaya başlamadan önceki anlaşma maddeleri. Zaman zaman oyuna bu defterden, eskilerden hikayeler ve şiirler katacağım. Her adımda daha da yaklaştığım oyun arkadaşlarıma geçmişten, büyürken kaybedip bulduklarımdan bahsedeceğim.

Ben aslında mutsuz bir insan değilim..

Sadece mutsuzken yazarım..


Kaleye mum diken oyuncular...


Değişik bir yetişkin oyununa başlamaya karar verdim geçenlerde.

Bu oyunda benim ismim Z. Bana bu ismi Lis verdi ve aslında bomboş sayfalara yeni kimlikler, yeni işaretler ve yeni duygular yazmayı öğretti. Ve Nar, oyunumuzun kırmızı taneciği.. Belki de en cesuru çünkü ben de Lis gibi kimliğimi saklamayı ve kelimelerin arkasında gizlenmeyi tercih ediyorum.
Anlatmak gibi, anlaşılmak gibi bir derdim yok çünkü, böyle bir arayış içerisinde değilim. Ama yine de kendi yarattığımız küçük dünyamızın büyük hikayelerine konu olmak istiyorum. Kuralları olmayan, farkedilmeden adım atılmayan düşler ülkesinde kurduğumuz rengarenk boncuklu dünya içerisinde sessiz bir kiviyim...