7 Ağustos 2009 Cuma

Ada günü

Güzel bir ada günüydü bugün..

Ama önce geceden bahsetmek niyetindeyim. Ada gününden önceki gece özel bir geceydi ve özel olması için hiçbir sebep yoktu. Çok güzel bir masalın anlatıldığı "Harun ve Öyküler Denizi" adlı kitabı bitirdim ve bir masal yaşadığımı düşünerek masal şarkıları çalacağım odama gittim. Saat 4'e geliyordu. Her şey çok düzensizdi, masallara yakışmayacak, mutlu sonla bitmeyecek kadar. O yüzden zamanla geliştirdiğim gece kuşağı sessizlik numaralarıyla bir toz bezi kaptım banyodan ve odamın her sönmüş köşesini yeniden parlattım. Yığılmış kitaplarımı gitmek istedikleri raflara yollayıp, kitaplığa yakışmayacak ıvır zıvırları geveze aynamın önüne yerleştirdim. Saat 5'e geliyordu. Yatağıma gittim çünkü beklediğim şey hala gelmemişti ve bir gün daha bitmek üzereydi. Artık son sayfaları kalmış Orhan Veli şiirlerini çıkardım ve fısıldayarak canlandırmaya başladım. Çok mutlu oldum, ışıkları kapattım sonra da gözlerimi. Nedense hemen uyuyamadım ama tamamen uyanık da değildim. Arada kalmıştım yine ve saat 6'ya geliyordu.

Sabah kahvaltısı... Annelerin düzen takıntısı ve benim düzensiz hayatım...

Beşiktaş iskelesi. Sevgili Nar, koşa koşa geldim ve senin yanına oturdum. Bir kaç gündür yoktun ama ben yanına gelince ve deniz bizimle yürüyünce var oldun, tekrar güldün ve var ettin. Bir vardı, bir yoktu ve masal bitmemişti.

Lis bana doğumgünü hediyesi olarak "Gölgesizler" isimli kitabı almış. Bu masalın devam ettiğinin göstergesiydi, bu güzel sırrı bu kitaba saklamıştık. Dün geceki masalda gölgelerinden kopan, gölgeleri güneş ışığında asfalt gibi eriyip yiten insanları okumuştum ve bugünkü yeni kitabımın adı "Gölgesizler" di. Bu masalın kahramanları artık sevdiğim insanlardı ve sıradan şehir hatları vapurları gibi masalımın bir parçası olmuşlardı, gelip gidiyorlardı. Kitabımın yanında üç aylık hayatımın resmi içinde teşekkürler Lis...

Güzel bir ada günüydü bugün... Güzel bir deniz günüydü..

Üzülme Lis, senin nazar boncuğun gerçekti, Nar ve ben de gördük onu. Ama bu masalın neresindeyiz acaba? Belki de yazılıp silinen bir satıra rastgeldik... Ve o satırdan kalan tek şey, bir çingenenin nazar boncuğuydu. Çünkü çingeneler asla silinmezlerdi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder