16 Ağustos 2009 Pazar

Geçmiş zamanlar...

Gün düşen yıldızlarıyla yaklaştı geceye..
Sıraya koyulmular gibi farkında olarak gittiler

En sonuncusu sendin,

Gittin mi bilemedim...

____________

Gözleri elinde kadın
Nerede yok olduk?
Var olduk nerede?
Kaybolmuş saklambaçların
Hep bir kazananı var..
Zaman..
Onu tutmak
Nefesini tutmak gibi..

Gözleri dökülen kadın,
Onları tutmak için bir adım at..

____________

Bu bir buluş... hep uzaklarda olanların buluşu..
____________

Değişen öznelerin yüklemleri için çabalamıyorum. Kayıp giden diğer zamanların yanına koydum seni. Aktın ve gittin. Ara ara yolunu gözlüyorum. Tekrar gel ve tekrar ak diye bekliyorum.
____________

Konuşamasa ağlayacaktı.
Kaybolacaktı sisli gölgelerde kalan sözcükleri
Uzanan maviliklerde işitilmeyecekti

Sesler yavaştan çoğalıyordu
İçinde yankılanıyordu
Döne döne, öle öle...

Keşkeler hep onun alışılmışlığının dışındaydı. Bu kez de öyle olması gerekiyordu. Kendine yarattığı kusursuz kuralların sıradanlığında böyle istisnalar ruh dünyasının ezeli düşmanlarıydı ve onlardan kaçmak için doğmuştu. Yaradılışına aykırı resimler arkasında yaşadığı yaşam gerçeklikten kopmaya yanaştı, yanaştı ve durdu...

Sonsuz bir durgunluk hissinin ardından etrafı yeniden seyretmek gibi doğdu dünyaya. Üzerinden attığı hayal düzmecelerini gecenin bulunamayacak köşesine sakladı sadece, onları düşünmeden.. Ilık bir melodi geldi kulağına, daha önce hiç farketmediği yaşlı köklerden..

Neyi kaybettiğini farketti
Ve neyi bulduğunu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder