Bir dirilik geldi üzerime
Ölü bir dirilik
Herkesin arkasından ağladığı ve sonra unuttuğu bir dirilik..
Sırma saçlı çocuk
Saçlarını sevmiştim..
İçinden mırıldandığı ama hiçbir sayfa ya da kaleme uzanmayan kelimeleriyle yürüyordu kadın.. Her şeyiyle olduğu gibi kelimelerinin de gizliliğiyle övünürdü, sadece kendisine ve sadece kendisiyle. Aynı yerde sürekli yürüyor olsa da zaman geçiyordu, eskiyen yapraklar uzanıyordu, renk değiştiriyordu, sevişiyordu. Bir yaz gününün ortasına gelişigüzel yerleştirilmesine rağmen doğallığından hiçbir şey kaybetmeyen sonbahar gününde doğanın renkleri içinde kaybolarak mırıldanmaya devam etti..
Sarmalların zenginliğinde sesler,
İçinde büyüyen gözler,
Üzerine basılmış, eskimiş dizeler,
Uçurumun kenarında akla gelen bitişler
Sen...
Durdu, etrafına bakındı ve her şeyin aslında ya tek bir renkten meydana geldiğini ya da hiçbir renkten meydana gelmediğini farketti. İnsanların gözleri isim vermediği renkleri algılayamıyor, varlıklarını kabul etmiyordu. Ayrıca hiçbir zaman iki rengi karıştırarak başka bir renk elde edilebileceğine inanmayan kadın, iki insanın aynı anda birbirlerini sevebileceğine de inanmazdı. Bir çamağacının dibine oturdu, bu dünyanın gerçekliğini terkedebileceği sayfalarda kaybolmaya başladı. Yine koskoca dünyada tek başına yaşıyormuş gibi hissediyordu. Ama adı şiirlerde, şarkılarda ve insanların dillerinde eskimiş bir yalnızlık duygusu değildi bu. Tek renk bir yalnızlıktı, tek renklerin sağlamlığı kadar gerçekti.
Üzerinden çıkardı, önce nefretlerini, sonra sevgilerini. Artık düşünebilirdi, dinlenebilirdi ve tekrar yaşamaya başlayabilirdi. Hava kararmaya başlamıştı, en sevdiği renge bürünmüştü gökyüzü ve bu rengin bir adı yoktu. Bir çok renk vardı başını kaldırdığı zaman gördüğü ama hepsi kendi sırlarıyla dolu koca bir yansımanın parçalarıydı. Gökyüzünü de kendine benzetti, karışmış gibi görünen ama asla karışmayan tek renkler topluluğu.. İnsanların göremediği tek renkleri yanlış ezgilere sığdırdığı kümeler gördü kendinde de. Kesişmeyen kümeler.. Zifiri karanlığa terkedilmeye yüz tutan doğanın dolu boşluğuna baktı. Mırıldanmayı kesti ve sesini duyurmak için olanca gücüyle bağırdı..
-Şunu itiraf etmek zorundayım ki, ben olduğum için sen de varsın. Ben ölürsem sen de ölürsün..
Bir kırılma sesi geldi...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder